O, öğle yemeğinde zamanında olmak için babasına söz verdi.
- She promised her father to be in time for lunch.
İlerde ne olmak istiyorsun?
- What do you want to be in the future?
Öldürülmek istemiyorum.
- I don't want to be killed.
Öldürülmek istemediğini biliyorum.
- I know you don't want to be killed.