Teşvik paketi ağır biçimde eleştirildi.
- The stimulus package was heavily criticised.
Tüm bu mallar ağır biçimde vergilendiriliyor.
- All these goods are heavily taxed.
Yola koyulamadılar çünkü çok kar yağdı.
- They could not set out because it snowed heavily.
Tom Mary ile tanışmadan önce, çok içerdi.
- Before Tom met Mary, he drank heavily.
Tom aşırı derecede nefes alıyor.
- Tom is breathing heavily.
Bill, babasının aşırı derecede sigara içmesinden nefret ediyor.
- Bill hates that his father smokes heavily.
Bina yangında ağır şekilde hasar gördü.
- The building was heavily damaged by fire.
Ağır şekilde sakinleşmiştim.
- I was heavily sedated.
Eğer çok şiddetle yağmur yağmasaydı oyun iptal edilmezdi.
- The game would not have been called off if it hadn't rained so heavily.
Otobüs yukarı ve aşağı şiddetle sarstı.
- The bus rocked heavily up and down.
heavily tattooed.