Başka bir şey düşünmek zorundayız.
- We have to think of something else.
Bizi bir takım olarak düşünmek istiyorum, Tom.
- I'd like to think of us as a team, Tom.
Modern sanat hakkında ne düşünüyorsunuz?
- What do you think of modern art?
İki kişi onu kızları olarak düşünüyor.
- Two people think of her as their daughter.
Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?
- What do you think of the original plan?
Bu insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
- What do you think of these people?
Neden her şey hakkında düşünmek zorundayım?
- Why do I have to think of everything?
Bir sürü kişi pandispanyayı fırınlanması zor sanmakta, ama yeterince yumurta kullanırsanız hiçbir şey sahiden ters gitmeyebilir.
- Many people think that sponge cake is difficult to bake, but if you use enough eggs, nothing can really go wrong.
Oğlumun hâlâ hayatta olduğunu düşünmek elimde değil.
- I cannot help thinking that my son is still alive.
Tom, bir restoranda tek başına yemek yemenin yürek parçalayıcı olduğunu düşünmektedir.
- Tom thinks that eating at a restaurant by himself is pathetic.
Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.
- I think it'll rain today.
Onun Bay Brown olduğunu düşünüyorum.
- I think he is Mr Brown.
Bu makale düşüncemi etkileyecek.
- This article will affect my thinking.
Sanıyorum iyi bir düşünce değil.
- I think it's not a good idea.
Çocukken pamuklu şekerin ve bulutların benzer olduklarını düşünürdüm.
- When I was a kid, I used to think that fairy floss and clouds were alike.
Onlar kişinin mütevazı ya da tembel olduğunu düşünürdü.
- They would think the person is modest or lazy.
Bazı insanlar ana dili İngilizce olanların Çince öğrenmelerinin zor olduğuna inanmaktadır fakat ben aynı fikirde değilim.
- Some people think that it is difficult for a native speaker of English to learn Chinese, but I disagree.
Sana inanmak istediğimi düşünmüyor musun?
- Don't you think I want to believe you?
Üç saatten daha fazla beklemek zorunda olacağını sanmıyorum.
- I don't think you'll have to wait for more than three hours.
Sanırım biraz daha beklemek zorundayız.
- I think we have to wait a little more.
Ne düşündüğünü tahmin etmek mümkün değil.
- There is no telling what he is thinking.
Sizce mantıksız davranıyor muyum?
- Do you think I'm being unreasonable?
Sizce ben güzel miyim?
- Do you think I'm beautiful?
Sence, yalnız mı gitmeliyim?
- Do you think I should go alone?
Sence, yazmalı mıyım?
- Do you think I should write?
Onun Bay Brown olduğunu düşünüyorum.
- I think he is Mr Brown.
Onun bir doktor olduğunu düşünüyorum.
- I think he is a doctor.
I hope you won’t think me stupid if I ask you what that means.
I think she is pretty, contrary to most people.
Idly, the detective thought what his next move should be.
I tend to think of her as rather ugly.
I'll have a think about that and let you know.
And than hym thought there com an olde man afore hym whych seyde, ‘A, Launcelot, of evill wycked fayth and poore beleve!’.
I thought for three hours about the problem and still couldn’t find the solution.
... We want to think of every appliance in your home as a potential I/O device for Android ...
... Activities that people think of as the most mundane are revolutionized by intellectual ...