Başka bir şey düşünmek zorundayız.
- We have to think of something else.
Çocuklarımızı ve torunlarımızı düşünmek zorundayız.
- We must think of our children and grand-children.
Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.
- You can't expect me to always think of everything!
Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?
- What do you think of the original plan?
Yeni öğretmen hakkında ne düşünüyorsunuz?
- What do you think of the new teacher?
Yeni film hakkında ne düşünüyorsunuz?
- What do you think of the new movie?
Neden her şey hakkında düşünmek zorundayım?
- Why do I have to think of everything?
Bir sürü kişi pandispanyayı fırınlanması zor sanmakta, ama yeterince yumurta kullanırsanız hiçbir şey sahiden ters gitmeyebilir.
- Many people think that sponge cake is difficult to bake, but if you use enough eggs, nothing can really go wrong.
Tom onun üzerinde düşünmek istiyor.
- Tom wants to think it over.
Tom, bir restoranda tek başına yemek yemenin yürek parçalayıcı olduğunu düşünmektedir.
- Tom thinks that eating at a restaurant by himself is pathetic.
Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.
- I think it'll rain today.
Onun bir doktor olduğunu düşünüyorum.
- I think he is a doctor.
Ben, şimdi benimle evlenmek istediğini biliyorum, ama siz daha sonra ikinci düşüncelere sahip olacağınızı düşünmüyor musunuz?
- I know you want to marry me now, but don't you think you'll have second thoughts afterward?
Sanıyorum iyi bir düşünce değil.
- I think it's not a good idea.
Doktor, hangi ilacı vereceğine karar vermeden önce dikkatlice düşünür.
- The doctor thinks carefully before deciding what medicine to give.
Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.
- Women really are quite dangerous. The more I think about this, the more I'm able to understand the reasoning behind face covering.
Sana inanmak istediğimi düşünmüyor musun?
- Don't you think I want to believe you?
Bazı insanlar ana dili İngilizce olanların Çince öğrenmelerinin zor olduğuna inanmaktadır fakat ben aynı fikirde değilim.
- Some people think that it is difficult for a native speaker of English to learn Chinese, but I disagree.
Sanırım biraz daha beklemek zorundayız.
- I think we have to wait a little more.
Sanırım Tom beni beklemekten nefret ediyor.
- I think Tom hates waiting for me.
Ne düşündüğünü tahmin etmek mümkün değil.
- There is no telling what he is thinking.
Sizce ben yakışıklımıyım?
- Do you think I'm handsome?
Sizce ben deli miyim?
- Do you think I'm crazy?
Sence, Almanya'da iş bulmak kolay mı?
- Do you think it's easy to find a job in Germany?
Sence, yazmalı mıyım?
- Do you think I should write?
Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.
- I think it's going to rain today.
Bu kitabın okumaya değer olacağını düşünüyor musun?
- Do you think this book is worth reading?
I hope you won’t think me stupid if I ask you what that means.
I think she is pretty, contrary to most people.
Idly, the detective thought what his next move should be.
I tend to think of her as rather ugly.
I'll have a think about that and let you know.
And than hym thought there com an olde man afore hym whych seyde, ‘A, Launcelot, of evill wycked fayth and poore beleve!’.
I thought for three hours about the problem and still couldn’t find the solution.
... i can't think of any questions i have a right now ...
... We'd like to think of your entire home as an accessory, or better yet, as a network ...