Güneş enerjisi geleceğin yöntemidir.
- Solar power is the way of the future.
Yöntem biri, bir ikiyi, iki üçü, ve üç sayısız şeyleri üretir.
- The Way produces one, one produces two, two produces three, and three produces the myriad things.
Hackerlar, özel ya da kamuya açık ağlara gizlice girmek için yeni yollar arıyorlar.
- Hackers find new ways of infiltrating private or public networks.
Onlar yaşam için yeni yollar denemek istediler.
- They wanted to try new ways of living.
Çeşitli farklı yollardan onun evine gidebilirsin.
- You can get to her house in a variety of different ways.
Onlar kendi yollarına gittiler.
- They went their separate ways.
Ben senin rol yapma şeklini beğenmiyorum.
- I don't like the way you're acting.
Tom, Mary'yi bunu yapma şeklinden dolayı eleştirdi.
- Tom criticized Mary for the way she was doing that.
You still have a ways to go with everything,” I told him.
... So it's a obviously ways to go from where we are now. ...
... ways in which we're trying to make things more helpful, to ...