Duruşma günden güne devam etti.
- The trial went on day after day.
Yakalandı ve duruşma için tutuldu.
- He was captured and held for trial.
Bu bir yargılama değil bir duruşmadır.
- This is a hearing, not a trial.
Polis onu yargılamadı.
- The police didn't put him on trial.
Deneme yanılma yoluyla doğru cevabı buldu.
- Through trial and error, he found the right answer by chance.
Deneme neredeyse yapılmıştı.
- The trial was all but done.
Tom'un testi ne zamandı?
- When was Tom's trial?
O duruşmada davacı benim.
- I am the plaintiff in that trial.
Tom'un davası Pazartesi günü devam ediyor.
- Tom's trial resumes Monday.
Tom'un mahkemesi yarın başlar.
- Tom's trial starts tomorrow.
Mahkeme peş peşe on gün sürdü.
- The trial lasted for ten consecutive days.
The team trialled a new young goalkeeper in Saturday's match, with mixed results.
... But we're also giving everyone a 30 day free trial. ...
... but if you're a trial lawyer. ...