that which pleases; a favor; a gratification

listen to the pronunciation of that which pleases; a favor; a gratification
English - Turkish

Definition of that which pleases; a favor; a gratification in English Turkish dictionary

pleasure
{i} haz
pleasure
{i} keyif

Okumak, yaşamın büyük keyiflerinden biridir. - Reading is one of life's great pleasures.

Bu kitap sana büyük keyif verecek. - This book will give you great pleasure.

pleasure
zevk

Birkaç şey bize müzik kadar çok zevk verir. - Few things give us as much pleasure as music.

O, korku filmlerii izlemekten zevk alır. - She takes pleasure in seeing horror films.

pleasure
It is a pleasure Benim için bir zevktir
pleasure
{i} sevinç

Mary'nin gözleri sevinçle parlıyordu. - Maria's eyes lightened with pleasure.

pleasure
zevk vermek
pleasure
sefa
pleasure
lezzet sevinç
pleasure
(isim) zevk, haz, sevinç, keyif, memnuniyet, istek, irade
pleasure
at pleasure isteğe göre
pleasure
do the pleasure of lütfunda bulunmak
pleasure
zevk almak
pleasure
{i} irade
pleasure
{i} istek
pleasure
{i} lütuf, şeref: May I have the pleasure of this dance? Bu dansı bana lütfeder misiniz? Will you do me
pleasure
{i} (Felsefe) haz
English - English
pleasure