that time

listen to the pronunciation of that time
English - Turkish
O zaman

O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi. - At that time, Mexico was not yet independent of Spain.

Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın! - If only you had told me the whole story at that time!

this time
bu sefer

Tom bu sefer doları yene çevirmemenin daha iyi olacağını düşünüyor. - Tom thinks it would be better not to change dollars into yen at this time.

Bu sefer Bob muhtemelen kazanacak. - This time Bob is likely to win.

this time
bu kez

Bu kez farklı olacak. - This time's going to be different.

Bu kez onu deneyeceğim. - This time I'll try it.

this time
bu defa

Tom bu defa tekrar bize yardım etmeye istekli. - Tom is willing to help us again this time.

Bu defa sonuçları aldı. - This time, he got results.

then
o zaman

O zamanda televizyon seyrediyordum. - I was watching TV then.

O zaman onu görmediğine inanmıyorum. - I cannot believe you did not see him then.

then
(ondan) sonra
then
o durumda
then
daha sonra

Mary Tom'a söyledi: Kısa bir cümle ile başlayalım, ve daha sonra göreceğiz... - Mary told Tom: Let's begin with a short sentence, and then we'll see...

Öyleyse daha sonra tekrar geleceğim. - Then I'll come again later.

then
o süre içinde
then
madem öyle
then
o zamanki
then
o zamanlar

O zamanlar sanat zirvedeydi. - Art was then at its best.

O zamanlar erkekler şapka takardı. - Men wore hats back then.

then
sonra

Dima bir gecede 25 adamla yattı ve sonra onları öldürdü. - Dima slept with 25 men in one night and then killed them.

İzlandaca bir cümlenin İngilizce bir çevirisi varsa ve İngilizce cümlenin Svahilice bir çevirisi varsa, daha sonra bu, dolaylı olarak İzlandaca cümle için Svahilice bir çeviri sağlayacaktır. - If an Icelandic sentence has a translation in English, and the English sentence has a translation in Swahili, then indirectly, this will provide a Swahili translation for the Icelandic sentence.

then
öyleyse

Öyleyse onu görmediğine inanamam. - I cannot believe you did not see him then.

Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım. - If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.

This time
be sefer
Your time
vaktiniz
our time
bizim zamanımız
that the time
O zaman
then
(zarf) o zaman, ondan sonra, o halde, öyleyse, zira, demek
then
derhal
then
o zaman vaki olan
then
ondan sonra
then
o halde

Yaptığınız şekilde hareket etmek için gerçekten sebebiniz varsa, o halde lütfen bana söyleyin. - If you really have grounds for acting the way you did, then please tell me.

Oraya gitmek istemiyorsanız, o halde biz de oraya gitmeyiz. - If you don't want to go there, then we won't go there.

then
(sıfat) o zamanki, o zamanlarki
then
demek

Neler oluyor biliyor musun? - Hayır. O zaman bütün bunlar ne demek oluyor? - Do you know what's going on? - No. What's it all about then?

Eğer beni bu şekilde tanımıyor idiysen, kısaca beni tanımamışsın demektir. - If you didn't know me that way then you simply didn't know me.

English - English

Definition of that time in English English dictionary

me time
Time to oneself; a period spent relaxing on one's own
that time.
then

It will be finished before then.

I know you told me when you'd be coming, but I couldn't get there then. - I know what time you said you would be there, but I wasn't able to be there at that time.

What were you doing then? - What were you doing at that time?

this time
On or near the same date

this time last year.

this time
on this occasion, on this opportunity
that time

    Turkish pronunciation

    dhıt taym

    Pronunciation

    /ᴛʜət ˈtīm/ /ðət ˈtaɪm/

    Videos

    ... And I think at the time, there was ...
    ... in time travel if you start to use something called string theory. ...
Favorites