Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

that climbs; that grows upwards by gripping onto a surface

listen to the pronunciation of that climbs; that grows upwards by gripping onto a surface
English - Turkish

Definition of that climbs; that grows upwards by gripping onto a surface in English Turkish dictionary

climbing
{i} tırmanış

Altı saatlik tırmanıştan sonra, nihayet dağın zirvesine ulaşmayı başardık. - After six hours' climbing, we finally succeeded in reaching the top of the mountain.

Tom kaya tırmanışına gitti. - Tom went rock climbing.

climbing
tırmanan

Ağaca tırmanan bazı maymunlar gördüm. - I saw some monkeys climbing the tree.

climbing
tırmanarak

Duvardan tırmanarak hapishaneden kaçtı. - He escaped from prison by climbing over a wall.

climbing
tırmanıcı

O, dağ tırmanıcılığına alışkındır. - He's accustomed to mountain climbing.

O, dağ tırmanıcılığına alışkındır. - He's used to mountain climbing.

climbing
{f} tırman

Tom yüksek ağaca tırmanmaya çalıştı. - Tom tried climbing the tall tree.

Altı saatlik tırmanıştan sonra, nihayet dağın zirvesine ulaşmayı başardık. - After six hours' climbing, we finally succeeded in reaching the top of the mountain.

climbing
tirman
climbing
tırman(mak)
climbing
{i} artış
climbing
{i} tırmanma

Şu ayakkabılar tırmanma için işe yaramaz. - Those shoes won't do for climbing.

Çocuklar ağaçlara tırmanmayı severler. - Children like climbing trees.

climbing
{i} dağcılık

Dağcılıkla ilgileniyorum. - I am interested in mountain climbing.

Hemen her hafta sonu dağcılık yapmaya gideriz. - We go mountain climbing almost every weekend.

English - English
climbing