I was very encouraged.
- Ben çok teşvik edilmişim.
Do you feel more encouraged now?
- Kendini daha çok teşvik edilmiş hissediyor musun?
He urged them to come to an agreement.
- Onları anlaşmaya teşvik etti.
She urged him to drive carefully.
- O, onu dikkatli sürmesi için teşvik etti.
The teacher exhorted his pupils to do well.
- Öğretmen, öğrencilerini iyi yapmaya teşvik etti.