Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

tasri̇f

listen to the pronunciation of tasri̇f
Turkish - English

Definition of tasri̇f in Turkish English dictionary

tasrif
{g} inflecting (a word); declining (a noun, pronoun, or adjective); conjugating (a verb). ~ etmek to inflect (a word); to decline (a noun, pronoun, or adjective); to conjugate (a verb)
tasrif
declension çekim
tasrif etmek
to inflect (a word); to decline (a noun, pronoun, or adjective); to conjugate (a verb)
tasrif etmek
to decline çekmek
tasrif
inflection
tasrif
inflexion
tasrif
accidence
gr. tasrif, irap etm.; cekmek
gr. tasrif, irap ETM.; Attraction
tasrif
declension
tasrif
variation
tasrif
conjugation
Turkish - Turkish
(Osmanlı Dönemi) Gr: Bir kelimenin veya fiilin çeşitli zamanlara göre sıra ile söylenişi. Sarf kaidesi üzere kelimenin şeklini başka kelimelere tebdil eylemek. Meselâ: Türkçe'de bir fiilin tasrifi: Hal sigasına göre: Gelmek fiilinin şekli: Geliyorum, geliyorsun, geliyor, geliyoruz, geliyorsunuz, geliyorlar gibi
(Osmanlı Dönemi) İstediği şekilde idare etmek. Maslahatta tasarrufa izin vererek mutasarrıf kılmak
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyi bozup değiştirerek türlü şekillere koymak, evirip çevirmek
tasrif
Çekim
tasrif
(Osmanlı Dönemi) istediği şekilde kullanmak ve idâre etmek
tasrif etmek
Çekmek, çekimlemek