such as

listen to the pronunciation of such as
English - Turkish
meselâ

Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon. - They export a lot of fruit, such as oranges, grapefruits and lemons.

gibi

Biz güneş ve rüzgar gibi enerji kaynakları kullanacağız. - We'll use energy sources such as the sun and wind.

Mutluluğun yüzde 90 kadarı tutum, yaşam kontrolü ve ilişkiler gibi unsurlardan geliyor. - As much as 90 percent of happiness comes from elements such as attitude, life control and relationships.

örneğin

Küçük hayvanlar, örneğin kriller plankton yerler. - Tiny animals such as krill eat plankton.

O, örneğin yılanlar gibi garip hayvanları seviyor. - He likes strange animals such as snakes, for example.

şöyle
for example
mesela

Mesela, bu bir kalem. - For example, this is a pen.

Mesela, bu bir aşk şarkısı. - For example, this is a love song.

for example
meselâ

Hayvanları seviyorum, mesela kediler ver köpekleri. - I like animals, for example, cats and dogs.

Mesela, İngilizceyi seviyor musun? - For example, do you like English?

for example
örneğin

Modern Yunanca'da harfleri birleştirerek sesler oluşturabilirsiniz. Örneğin b sesi için μπ'yi, d sesi için ντ'yi, g sesi için γκ'yi ve c sesi için ise τζ'yi kullanabilirsiniz. - You can make sounds by combining letters in Modern Greek. For example you can use μπ to make the sound b, ντ to make the sound d, γκ to make the sound g and τζ to make the sound dj.

Profesyonel çevirmenler çoğunlukla sadece tek bir alanda uzmanlaşırlar, örneğin hukuk ve tıp. - Professional translators quite often specialize in just one field, for example law or medicine.

such a
böylesi

Aklında ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok, böylesine olumlu teklifi reddetti. - I have no idea what he has in mind, rejecting such a favorable proposal.

Asla böylesine güzel bir gün batımı görmedim. - Never have I seen such a beautiful sunset.

such a
bu denli

Bunun bu denli iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum. - I don't think this was such a good idea.

such as to
(Politika, Siyaset) nitelikte olmak
such a
böyle

Böyle harika bir günbatımı hiç görmemiştim. - I've never seen such a wonderful sunset.

Böyle bir şey var mıydı? - Was there such a thing?

such a
öyle bir
English - English
like, of the kind mentioned

I was never in a country such as that.

for example

Waterbirds such as the duck or the gull are common in the area.

those who

Such as have already done their work may leave.

like, as an example of, like for example
of a kind specified or understood; "it's difficult to please such people"; "on such a night as this"; "animals such as lions and tigers"
such as

    Turkish pronunciation

    sʌç äz

    Pronunciation

    /ˈsəʧ ˈaz/ /ˈsʌʧ ˈæz/

    Etymology

    [ 's&ch, 'sich ] (adjective.) before 12th century. Middle English, from Old English swilc; akin to Old High German sulIh such, Old English swA so, gelIk like; more at SO, LIKE.

    Videos

    ... up until recently merchants here still sold products such as some of them tempo ...
    ... such as lights, alarm clocks, thermostats, dishwashers, et cetera. ...
Favorites