Calm down, Tom. Take it easy.
- Sakin ol, Tom. Sinirlenme.
Tom's way of speaking got on my nerves.
- Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokundu.
The sciatic nerve is the longest nerve in the human body.
- Siyatik sinir insan vücudundaki en uzun sinirdir.
He tends to get angry when people oppose him.
- İnsanlar ona karşı geldiği zaman o sinirlenmek eğilimindedir.
I'm boiling with anger.
- Sinirden köpürüyorum.
She angers us with her remarks.
- O, yorumlarıyla bizi sinirlendiriyor.
He sometimes loses his temper for nothing.
- Bazen sebepsiz yere sinirleniyor.
She is apt to lose her temper.
- Sinirlenmeye eğilimlidir.
I became very nervous when I couldn't locate my passport.
- Pasaportumu bulamadığımda çok sinirlendim.
Nervous people will scratch their heads.
- Sinirli insanlar başlarını kaşırlar.
It's really very annoying.
- Bu gerçekten çok sinir bozucu.
This noise is annoying.
- Bu gürültü sinir bozucu.
Tom is irritating because he always has to have the last word in any argument.
- Tom bir tartışmada her zaman son söze sahip olduğu için sinir bozucudur.
Tom is irritating because he always has to have his own way.
- Tom her zaman kendi metoduna sahip olduğu için sinir bozucudur.
You never know when he's going to throw another tantrum.
- Onun ne zaman sinir krizi geçireceğini hiçbir zaman önceden kestiremezsin.
Google uses a neural network to translate sentences.
- Google, cümleleri çevirmek için bir sinir ağı kullanır.