Tom'un Fransızcası önemli oranda gelişti.
- Tom's French has improved significantly.
Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir.
- While most of us are significantly better off financially than our parents and grandparents, happiness levels haven't changed to reflect that.
Bu önemli derecede farklı.
- This is significantly different.
Tom önemli derecede daha iyi yapıyor.
- Tom is doing significantly better.
Benim bürom seninkinden önemli ölçüde daha aydınlıktır.
- My office is significantly brighter than yours.
Son on yıl boyunca hangi ülkeler önemli ölçüde gelişti?
- Which countries have developed significantly during the past ten years?
Süper güçler silahsızlanmada önemli gelişme yaptılar.
- The superpowers made significant progress in disarmament.
Önemli bir karar aldı.
- He has made a significant decision.
Üniversitedeki hayat anlamlıdır.
- The life in the university is significant.
Anlamlı farklılıklar bulundu.
- Significant differences were found.
... significantly increased under my presidency. That's going to help to create jobs here. ...
... will be significantly more successful that if you try on January the first ...