Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

shout, scream, cry, shriek

listen to the pronunciation of shout, scream, cry, shriek
English - Turkish

Definition of shout, scream, cry, shriek in English Turkish dictionary

yell
bağırmak

Fazla bağırmaktan sesim kısıldı. - I am hoarse from yelling so much.

Mary onun kızına bağırmakla ilgili kendini suçlu hissetti. - Mary felt guilty about yelling at her daughter.

yell
{i} bağırma

Tom bana bağırmak zorunda değildi. - Tom didn't have to yell at me.

Fazla bağırmaktan sesim kısıldı. - I am hoarse from yelling so much.

yell
{f} haykırmak
yell
bağırtmak
yell
feryat
yell
{f} çığlık at

Dan çığlık atıp bağırıyordu. - Dan was screaming and yelling.

Zirveye vardığımızda hepimiz çığlık attık. - When we reached the summit, we all yelled out into the void.

yell
çığlık

Dan çığlık atıp bağırıyordu. - Dan was screaming and yelling.

Bağırmak ve çığlık atmak seni hiç bir yere götürmez. - Yelling and screaming is not going to get you anywhere.

yell
bağırış
yell
{f} seslenmek
yell
{i} seslenme
yell
{f} bağırmak; nara atmak
yell
tempo ile bağırarak taraf tutmak
yell
{i} bağırma, bağırış; nara
yell
haykırış
yell
yell bağır
yell
tempo ile haykırış ve alkış
English - English
{f} yell