Lincoln agreed that all slaves should be freed.
- Lincoln bütün kölelerin serbest bırakılmasını kabul etti.
They were freed to work for themselves.
- Kendileri için çalışmak üzere serbest bırakıldılar.
Tom was released from prison last month.
- Tom geçen ay cezaevinden serbest bırakıldı.
They released the prisoner.
- Onlar mahkûmu serbest bıraktılar.
The prisoner was set free yesterday.
- Tutuklu dün serbest bırakıldı.
Sooner or later, the hostages will be set free.
- Er ya da geç, rehineler serbest bırakılacak.
They released the prisoner.
- Onlar mahkûmu serbest bıraktılar.
Don't release that dog.
- O köpeği serbest bırakmayın.
Tom refused to let go.
- Tom serbest bırakmayı reddetti.