Aramaya devam ettiler.
- They continued searching.
Tom bütün akşamı ünlü kişlerin fotoğrafları için Web'i araştırmakla geçirdi.
- Tom spent the whole evening searching the Web for photos of famous people.
Haftalardır yavru köpeğimi arıyorum.
- I've been searching for my puppy for weeks.
Polis, neredeyse bir aydır çalınan eşyaları arıyor.
- The police have been searching for the stolen goods for almost a month.
Üç haftalık aramadan sonra iyi ücretli bir iş buldu.
- After three weeks of searching, he found well-paid work.
Tom'u aramak için dışarıda olacağını düşündüm.
- I thought you'd be out searching for Tom.
İstihdamı araştırmak için Tokyo'ya geldi.
- He came to Tokyo in search of employment.
Fadıl her boş anı, Leyla'ya satın alınacak bir hediye için interneti araştırmakla geçirdi.
- Fadil spent every spare moment searching the web for a gift to buy Layla.
Birçok insan altın aramak için Batı'ya gitti.
- Many men left for the West in search of gold.
Onlar mutluluğu aramaya gittiler.
- They went in search of happiness.
Birçok adam altın aramak üzere batıya gitti.
- Many men went west in search of gold.
Böcek aramak üzere ormana girdik.
- We went into the woods in search of insects.
Tom bütün akşamı ünlü kişlerin fotoğrafları için Web'i araştırmakla geçirdi.
- Tom spent the whole evening searching the Web for photos of famous people.
Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.
- All in all, after ten years of searching, my friend got married to a girl from the Slantsy region.
Arama ve kurtarma operasyonları hemen başladı.
- Search and rescue operations began immediately.
O kaçırılan torununu aradı.
- She searched for her granddaughter who had been taken away.
Tom'u tamamen kontrol ettim.
- I checked Tom thoroughly.
Onlar yağmurda tamamen ıslandılar.
- They got thoroughly wet in the rain.
Araştırma müdürü, departmana yeni bir ürünü test etmede esaslı bir iş yaptırdı.
- The research director had the department do a thorough job in testing the new product.
Daha eksiksiz olmalıydım.
- I should've been more thorough.
Tom çok eksiksiz, değil mi?
- Tom is very thorough, isn't he?
Her şey hakkında çok titizdir.
- He is very thorough about everything.
Tom'u adamakıllı sorumlu bir birey olarak düşünüyorum.
- I consider Tom a thoroughly responsible individual.
Polis binaları adamakıllı araştırdı.
- The police searched the premises thoroughly.
John kazayı derinlemesine araştırdı.
- John investigated the accident thoroughly.
Tom çok kusursuz değildi.
- Tom wasn't very thorough.
Tom kusursuz, değil mi?
- Tom is thorough, isn't he?
Biz oldukça mükemmeldik.
- We were pretty thorough.
Mükemmel açıklaman için sana teşekkür ederim.
- Thank you for your thorough explanation.
And so hang new suns 'cross the human way.
Now to the bottome dost thou search my wound.
With only five minutes until we were meant to leave, the search for the keys started in earnest.
To search the God of loue, her Nymphes she sent / Throughout the wandring forrest euery where .
The police are searching for evidence in his flat.
Search is a hard problem for computers to solve efficiently.
I searched the garden for the keys and found them in the vegetable patch.
You’d better do some serious soul-searching before you decide to leave her.
... This is an example from the US with someone searching for ...
... discovered in the nineteen eighties by travelers searching for a simple life ...