sahip ol

listen to the pronunciation of sahip ol
Turkish - English
had

I wish I could get back the tone and nimbleness I once had. - Keşke bir zamanlar sahip olduğum tonu ve atikliği geri alabilsem.

I have more money than I had last year. - Geçen yıl sahip olduğumdan daha fazla param var.

got possession of
have

With Windows, you have to have extensions or it won't read your files. - Windows ile eklentilere sahip olmak zorundasın,yoksa o dosyalarını okumaz.

It is believed that whales have their own language. - Balinaların kendi diline sahip olduklarına inanılmaktadır.

possess

Man is the only animal that possesses language. - İnsan dile sahip olan tek hayvandır.

Happiness isn't merely having many possessions. - Mutluluk sadece birçok mala sahip olmak değildir.

get possession of
{f} having

It's not about how much you're worth, but how much they are going to pay for having you. - O, senin ne kadar değerli olduğunla ilgili değil fakat sana sahip oldukları için ne kadar ödeyecekleri ile ilgilidir.

I count myself lucky in having good health. - İyi bir sağlığa sahip olduğum için, kendimi şanslı sayıyorum.

has
{f} possessed