Öğrenciler, okuma yeteneklerini geliştirmeliler.
- Students should develop their reading skills.
O, polisiye hikâyeler okumaktan hoşlandı.
- He enjoyed reading detective stories.
Bir ağacın altında okuyan bir kız var.
- There is a girl reading under a tree.
O, kitap okuyan bir çocuğa yaklaştı.
- He approached the boy reading a book.
Tom bütün gününü yatakta okuyarak geçirdi.
- Tom spent the whole day reading in bed.
Tom'un Mary'nin çizgi roman okuyarak günü geçirdiğine dair bir önsezisi vardı.
- Tom had a hunch that Mary had spent the day reading comic books.
Bu kitabın okumaya değer olacağını düşünüyor musun?
- Do you think this book is worth reading?
Bu kitap okumaya değer.
- This book is worth reading.
Öğrenciler, okuma yeteneklerini geliştirmeliler.
- Students should develop their reading skills.
Dün gece yatakta kitap okurken, ışık açıkken uykuya dalmışım.
- While I was reading in bed last night, I fell asleep with the light on.
Bazı yorumları okurken, insanlar insanlığa olan inançlarını tamamen kaybedebilirler.
- When reading certain comments, people can completely lose faith in humanity.
Yorum eklemek şifreyi okumayı daha kolay hale getirir.
- Adding comments makes reading the code easier.
Diğer bazı kitapları okumaya çalışmayı planlıyorum.
- I plan to try reading some other books.
Onların arabalarında önce Irak sonra Fransa diye okunan çıkartmalar vardı.
- They had stickers on their cars reading: First Iraq then France.
New York Times'ı okuyorum.
- I'm reading the New York Times.
O bir kitap okuyor mu?
- Is he reading a book?
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.
- It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Bu kitabı okumak benim için kolay.
- It is easy for me to read this book.
Bu kitabı okumak iyi fikir.
- It is a good idea to read this book.
Cenevre Üniversitesi Kütüphanesi'nin iyi bir okuma salonu vardır.
- The Geneva University Library has a good reading room.
O kitabı hiç okumadım.
- I have never read that book.
O bir kitap okuyor mu? Evet, o okuyor.
- Is she reading a book? Yes, she is.
İngiliz edebiyatında çok bilgilidir.
- He is well read in English literature.
Bu, ülkemizde çok okunan bir kitap oldu.
- This book has become widely read in our country.
Bu yıl Wikipedia'nın Japonca versiyonunda en çok okunan makalenin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
- What do you think was the most read article this year on the Japanese version of Wikipedia?
Burası okumak için yeterince aydınlık değil.
- It's not light enough in here to read.
Kitabı okumuş gibi konuşuyor.
- He talks like he'd already read the book.
Nancy, bu kitabı okumuş olamaz.
- Nancy cannot have read this book.
İngiliz edebiyatında çok bilgilidir.
- He is well read in English literature.
Onu anlamak için, yalnızca bu kitabı okumak zorundasın.
- To understand it, you have only to read this book.
Kazanın ne kadar ciddi olduğunu anlamak için sadece bu makaleyi okumalısın.
- You have only to read this article to see how serious the accident was.
Bu kitabı her okuyuşumda yeni bir şey keşfediyorum.
- Every time I read this book, I discover something new.
Bu, incili ilk kez okuyuşum.
- This is the first time for me to read the Bible.
Babam yatakta kitap okumamamı söyledi.
- My father told me not to read a book in my bed.
O kitabı hiç okumadım.
- I never read that book.
Post-reading activities in classroom.
a reading of the current situation.
a speedometer reading.
a poetry reading.
reading glasses.
While reading a book, I fell asleep.
- I fell asleep while reading a book.
Give me back the book after you have read it.
- Give me the book back once you've finished reading it.
The self-described psychic was merely using cold reading.
On the door hung a sign that read, Proper Safety Equipment Required Beyond This Point..
I am reading theology at university.
He doesn’t like to read.
In Livy, it is nearly certain that for Pylleon we should read Pteleon, as this place is mentioned in connection with Antron.
All right, class, who wants to read next?.
Eliminate illogical (read: stupid) answer choices.
Every time I go outside, I worry that someone will read me.
Arabic reads right to left.
I can read his feelings in his face.
But now, faire Ladie, comfort to you make, / And read / That short reuenge the man may ouertake .
Do you read me?.
And when he finishes supper / Planning to have a read at the evening paper / It's Put a screw in this wall - / He has no time at all.
... QUESTION: We were sitting around, talking about Libya, and we were reading and became ...
... your reading problem can end up being ...