Onların kararını etkileyen muhtemelen oydu.
- That was probably what influenced their decision.
Onun fikri muhtemelen kabul edilecek.
- His opinion will probably be accepted.
Galiba biraz kilo vermeliyim.
- I should probably lose a little weight.
Bu kış galiba çok soğuk olacak.
- This winter will probably be very cold.
Tom büyük olasılıkla kayboldu.
- Tom is probably lost.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.
- He will probably fail.
Tom büyük olasılıkla kayboldu.
- Tom is probably lost.
Tom büyük olasılıkla haklıydı.
- Tom was probably right.
Belki de Tom'a bu soruyu sormamalıydım.
- I probably shouldn't have asked Tom that question.
Belki de Tom'a bunu yapmak istemediğini söylemen gerekir.
- You should probably tell Tom you don't want to do that.
Ben herhalde Tom'un yaptığı aynı şeyi yapardım.
- I probably would've done the same thing that Tom did.
Bana gergin olmamamı söylemeyi kesseydin herhalde bu kadar gergin olmazdım.
- If you'd stop telling me not to be nervous, I probably wouldn't be so nervous.
Onun ilk albümünün iyi satacağı olasıdır.
- It is probable that her first album will sell well.
Bu mümkün, ama olası değildir.
- It's possible, but not probable.
Onun olması ne kadar muhtemel?
- How probable is that to happen?
Başarısız olması muhtemel.
- It is probable that he will fail.
Başarısız olması muhtemel.
- It is probable that he will fail.
Onun hasta olması muhtemeldir.
- It is probable that he is ill.
O, büyük ihtimalle gelecek.
- Most probably, she'll come.
O, büyük ihtimalle gelecek.
- Most probably, he'll come.
Onun yarın gelecek olması mümkün.
- It is probable that she will come tomorrow.
Bu mümkün, ama olası değildir.
- It's possible, but not probable.
Probably it will snow tomorrow.
- It will probably snow tomorrow.
It is probable that he will win the speech contest.
- He will probably win the speech contest.
It might very well rain this afternoon.
... near the boudreaux airport u_s_ will most probably appeals to those who wish ...
... We probably have 10,000 convenience stores ...