Onun için mümkün olabilir fakat ben testi asla geçemezdim.
- For him it may be possible, but I'd never pass the test.
Eğer her kullanıcı Tatoeba'ya günde yirmi ilave yaparsa, Noel'e kadar bir milyon cümleye ulaşmak mümkün olabilir.
- If every user added twenty a day to Tatoeba, it might be possible to reach one million sentences by Christmas.
Onun yalan söylüyor olması mümkündür.
- It is possible that he is telling a lie.
Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?
- I'd like to stay one more night. Is that possible?
Herkesi memnun etmek olanaklı değildir.
- It's not possible to please everyone.
Böyle yüksek bir hızda yolculuk etmek olanaklı mı?
- Is it possible to travel at such a high speed?
Tom muhtemelen Mary'ye bunu mümkün olan en kısa sürede yapması gerektiğini söyleyecektir.
- Tom is probably going to tell Mary that she should do that as soon as possible.
Tom'un gelememesi muhtemel.
- It's possible Tom might not come.
Bu mümkün, ama olası değildir.
- It's possible, but not probable.
Bir kaza geçirmiş olması olasıdır.
- It is possible that he has had an accident.
Diğer makul açıklamanın olmadığını anlıyorum.
- I see no other possible explanation.
Bunun tek bir makul açıklaması var.
- There's only one possible explanation.
Bu mümkün ama son derece düşük ihtimal.
- That's possible but highly unlikely.
Her mümkün durumu tahmin etmek imkansızdır.
- It's impossible to anticipate every possible situation.
algılama olmadan yaratmak imkansızdır.
- It is not possible to conceive without perceiving.
Onun seçimi kazanması için herhangi bir olasılık var mı?
- Is there any possibility that he'll win the election?
Tom'un tutuklanacağına dair küçük bir olasılık var.
- There's a small possibility that Tom will be arrested.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmamış olma ihtimalini kabul edemedi.
- Tom couldn't rule out the possibility that Mary didn't like him.
Onun seçimi kazanması için herhangi bir ihtimal var mı?
- Is there any possibility that he'll win the election?
Tom, şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapse mahkum edildi.
- Tom has been sentenced to life in prison without the possibility of parole.
Tom o konuda muhtemelen yalan söylüyor olabilir.
- Tom may possibly be lying about that.
Belki bana yardımcı olabilirsiniz?
- Can you possibly help me?
Mümkünse yarına kadar bu işi yap.
- Do this work by tomorrow if possible.
Eğer mümkünse seni görmek istiyorum.
- I'd like to see you if possible.
Eğer mümkünse, bu konu hakkında daha fazla okumak istiyorum.
- If possible, I'd like to read more about this subject.
Eğer mümkünse, bu hafta sonu.
- If possible, this weekend.
Belki öğle yemeği yapamam.
- I can't possibly make lunch.
Tom artık belki yemek yiyemiyeceğini söyledi.
- Tom said that he couldn't possibly eat any more.
Bir an önce Tom'a söylemelisin.
- You should tell Tom as soon as possible.
Jones and Smith are both possible for the opening in sales.
It's not just possible, it's probable.
Jones is a possible for the new opening in sales.
I couldn't possibly cheat on my wife.
This rare and possibly unique specimen must be conserved.
Tom might possibly be mad.
- Tom might possibly be angry.
No decent human being could possibly think this.
- No decent human being could possibly believe this.
... the ' the benefit of having two parents in the home, and that's not always possible. ...
... thing. And that is parents. We need moms and dads, helping to raise kids. Wherever possible ...