Dönüşüm huzurlu, yavaş yavaş oldu.
- Conversion was peaceful and gradual.
Bir süre için her şey huzurlu idi.
- For a time, things were peaceful.
Atom enerjisi barışçıl amaçlarla kullanılabilir.
- Atomic energy can be utilized for peaceful purposes.
Böylesine barışçıl bir manzara görmedim.
- Never have I seen such a peaceful scene.
İki kız kardeş çok barışçıl bir biçimde yaşadılar.
- The two sisters lived very peacefully.
Bizim barışçıl anayasamızı korumamız gerekir.
- We must preserve our peaceful constitution.
Geceleyin bu sokak çok sakindir.
- At night, this street is very peaceful.
Tom'un uyumada problemi olduğunda, o kakımları saymaya başlar.O, onu çabucak sakin bir hale getirir. Ve o kakımları elliye kadar sayabilmeden önce derin uykuya dalar.
- When Tom has trouble sleeping, he starts counting stoats. That quickly brings him into a peaceful mood, and he is fast asleep before he could count the stoats to fifty.
Normalde ben çok barışsever bir adamım. Ama ailem tehdit edildiğinde benim ne yapacağım hiç belli olmaz.
- Normally, I'm a very peaceful man. But if my family is threatened, there's no telling what I'll do.
Bugün 4 Haziran. Çin hükümetinin Tiananmen alanında barışsever bir gösteride yüzlerce insanı öldürdüğü bir gün.
- Today is the 4th of June — a day when Chinese government killed hundreds of people on a peaceful demonstration on the Tiananmen square.
Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.
- A lot of people want peace all over the world.
Savaş asla barışı kanıtlamamıştır.
- Battle's never proven peace.
Mary'nin sakinleşmesi gerek.
- Mary needs to be tranquilised.
Tom sakinleştirici bir dart tarafından vuruldu.
- Tom was hit by a tranquilizer dart.
Büyükbabam bir sulh hakimiydi.
- My grandfather was a justice of the peace.
Yurtta sulh, cihanda sulh.
- Peace at home, peace in the world.
Meditasyom bana iç huzuru verir.
- Meditation gives me peace of mind.
Tom sadece biraz huzur ve sessizlik istedi.
- Tom just wanted some peace and quiet.
O, uykusunda huzur içinde vefat etti.
- She passed away peacefully in her sleep.
Ölüler gitti, onlar kendilerini savunamazlar. Yapılacak en iyi şey onları rahat bırakmaktır!
- The dead are gone and they cannot defend themselves. The best thing to do is to leave them in peace!
Sadece biraz barış ve sessizlik istiyorum.
- I just want some peace and quiet.
Bütün istediğim huzur ve sessizlik.
- All I want is peace and quiet.
Orman çok huzurluydu.
- The forest was very tranquil.
Avcılık oyunu bu huzurlu vahşi doğada yasaklanmıştır.
- Hunting game is forbidden in this tranquil wilderness.
That will give me some peace of mind.
Naomi boasted in nothing but the God of Israel. And she found peace even in the midst of chaos when she went to Him in prayer.
... the moscow's moving in the magnificent welcomes visitors for a peaceful and ...
... all nations will have the right to peaceful nuclear power. So right now we're trying to ...