one who keeps, or is intrusted with, secrets

listen to the pronunciation of one who keeps, or is intrusted with, secrets
English - Turkish

Definition of one who keeps, or is intrusted with, secrets in English Turkish dictionary

secretary
{i} sekreter

Patron sekreterine hafta sonuna kadar iyi bir fikirle gelmesini söyledi. - The boss told his secretary to come up with a good idea by the end of the week.

Sen gerçekten iyi bir sekretersin. Her şeyle ilgilenmemiş olsaydın , ben hiçbir şey yapamazdım. Sen harikasın. - You are a really good secretary. If you didn't take care of everything, I couldn't do anything. You are just great.

secretary
(Kanun) katibe
secretary
bakan

Tom, dışişleri bakanı'nı bilir. - Tom knows the Secretary of State.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Fransa'da Pazar günü bir bisiklet kazasında sağ uyluğunu kırdı. - U.S. Secretary of State John Kerry broke his right femur in a cycling accident Sunday in France.

secretary
yazıcı
secretary
{i} kâtip
secretary
{i} yazman
secretary
{i} yazı masası
English - English
secretary