Bu kitabı diğerlerinin üstüne koy.
- Put this book on top of the others.
Tom cüzdanını konsolun üstüne koydu.
- Tom put his wallet on top of the dresser.
Kedi masanın üstünde oturuyor.
- The cat is sitting on top of the table.
Parmaklığın üstünde iki çocuk oturuyor.
- Two children are sitting on top of the fence.
Ne zaman bir dağın tepesinde olsam kendimi minnettar hissediyorum.
- Whenever I'm on top of a mountain, I feel grateful.
Aziz Benedict ilk manastırı Monte Cassino'nun tepesinde kurdu.
- St. Benedict established his first monastery on top of Monte Cassino.
Biz her zaman altta değil ve üstte olabilir miyiz?
- May we always be on top and not at the bottom.
Tom cüzdanını konsolun üstüne koydu.
- Tom put his wallet on top of the dresser.
Bir ev, çimentodan yapılmış sağlam bir temel üstüne inşa edilmiştir.
- A house is built on top of a solid foundation of cement.
I have sorted out the problems and am now on top of the situation.
. . and on top of all that, I got a puncture!.
At the end of the season, Manchester United came out on top.
... You need to get the most useful things to the top of ...
... Governor Romney's central economic plan calls for a $5 trillion tax cut, on top of the extension ...