She sang pretty well.
- O oldukça güzel söyledi.
The weather was hot. And pretty humid.
- Hava sıcaktı. Ve hava oldukça nemliydi.
It is rather ridiculous that, in some countries, a person cannot even release their own work into the public domain.
- Bazı ülkelerde, birinin kendi işini bile kamuya bırakamaması oldukça saçmadır.
My knowledge of Japanese is rather poor.
- Japonca bilgim oldukça zayıftır.
He looked quite tired.
- Oldukça yorgun görünüyordu.
It is quite a big number.
- Oldukça büyük bir numara.
Tom speaks French fairly well, doesn't he?
- Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?
Tom did fairly well on the test he took yesterday.
- Tom dün girdiği sınavda oldukça iyi yaptı.
Tom is such a diffident man. He seems to have quite low self-esteem.
- Tom böylesine çekingen bir adam. O oldukça kendine güvensiz gibi görünüyor.
Such incidents are quite common.
- Bu gibi olaylar oldukça yaygındır.
Tom's dog is a pretty good swimmer.
- Tom'un köpeği oldukça iyi bir yüzücü.
Tom is pretty good at playing piano by ear.
- Tom notasız piano çalmada oldukça iyidir.
I have a good many things to do today.
- Bugün yapacak oldukça çok şeyim var.
Just how well can masks block the, even smaller than pollen, yellow sand dust? I think it much more of a nuisance than pollen.
- Maskeler sarı kum tozunu,polenlerden dahada küçük,ne kadar iyi engelleyebilir?Sanırım o polenden oldukça daha fazla bir baş belasıdır.
The exhibition is well worth a visit.
- Sergi bir ziyarete oldukça değer.
Research in this area is somewhat equivocal.
- Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.
I'm reasonably certain of it.
- Ben bundan oldukça eminim.
Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
- Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.
This area has been considerably built up of late.
- Bu alan oldukça geç inşa edilmiştir.
The cost of building the bridge blew out considerably.
- Köprüyü yapmanın maliyeti oldukça arttı.
The region is relatively rich in mineral resources.
- Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.
That's a fairly reasonable price.
- O oldukça makul bir fiyat.
It seems perfectly reasonable.
- Oldukça makul görünüyor.
It is rather ridiculous that, in some countries, a person cannot even release their own work into the public domain.
- Bazı ülkelerde, birinin kendi işini bile kamuya bırakamaması oldukça saçmadır.
Tom certainly has some pretty old-fashioned ideas.
- Tom'un kesinlikle bazı oldukça eski-moda fikirleri var.
I sort of had a crush on you.
- Sana oldukça aşık oldum.
Tom sort of liked Mary.
- Tom Mary'yi oldukça sevdi.
This typewriter has seen plenty of use.
- Bu daktilo oldukça sık kullanılmıştır.
Tom travels a great deal.
- Tom oldukça çok seyahat eder.
I owe him a great deal.
- Ona oldukça çok borçluyum.
Tom won a sizable amount of money.
- Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.
Tom speaks French fairly well, doesn't he?
- Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?
Swimming is one thing I can do fairly well.
- Yüzme oldukça iyi yapabildiğim bir şey.