Oldu (tamam, anlaştık) hadi hemen işe koyulalım - Deal, let's get down to work.
Tom doesn't think it's such a big deal.
- Tom onun öyle büyük bir anlaşma olduğunu düşünmüyor.
They said the deal was foolish.
- Onlar anlaşmanın aptalca olduğunu söyledi.
I can read Chinese fairly well, but I can't write it very well.
- Ben Çince'yi oldukça iyi okuyabilirim ama çok iyi yazamam.
I see you're doing very well in your business.
- İşinizde çok iyi olduğunuzu görüyorum.
She sang pretty well.
- O oldukça güzel söyledi.
The exhibition is well worth a visit.
- Sergi bir ziyarete oldukça değer.
We agreed that his actions were warranted.
- Onun eylemlerinin haklı neden olduğunu kabul ettik.
We all agreed that the plan made sense.
- Hepimiz planın mantıklı olduğunu kabul ettik.
I'm okay because I'm alive.
- Ben hayatta olduğum için iyiyim.
Any book will be okay as long as it is interesting.
- İlginç olduğu sürece herhangi bir kitap iyi olacaktır.
Get it done as soon as possible.
- Mümkün olduğunca kısa sürede onu yaptır.
I have no regrets for what I have done.
- Yapmış olduğumdan hiçbir pişmanlık duymuyorum.