of or pertaining to the south; southern

listen to the pronunciation of of or pertaining to the south; southern
English - Turkish

Definition of of or pertaining to the south; southern in English Turkish dictionary

south
{i} güney

Yarın İngiltere'nin güneyinde yağmur yağacak. - Tomorrow it will rain in the south of England.

Yazın, güney İspanya'da hava çok sıcaktır. - In the summer it's very hot in southern Spain.

south
{s} güneyden esen
south
(Ticaret) güney ülkeleri
south
güneyden gelen
south
güneyde

Kuzey güneyden zıt yöndedir. - North is the opposite direction from south.

Bulutlar güneyden geliyor. - The clouds are coming from the south.

south
(Ticaret) az gelişmiş ülkeler
south
{i} lodos
south
güneye doğru

Güneye doğru uçan bir sürü kuş gördüm. - I saw a lot of birds flying toward the south.

Görgü tanıkları bombalamadan hemen sonra Tom'un Park Street'te güneye doğru yürüdüğünü gördüler. - Eye witnesses saw Tom walking south on Park Street just after the bombing.

south
{i} güney rüzgârı
south
güneyden

Kuzey güneyden zıt yöndedir. - North is the opposite direction from south.

Bulutlar güneyden geliyor. - The clouds are coming from the south.

south
güneye

Bu pencereler güneye bakıyorlar. - These windows look to the south.

Benim evim güneye bakıyor. - My house looks to the south.

English - English
south