Bir çocukluk hastalığı onu kör bıraktı.
- A childhood illness left her blind.
Geçen Haziran Yumiko, bir çocukluk arkadaşıyla evlendi.
- Yumiko married a childhood friend last June.
Çocuklar yerde uyumak zorunda kalacaklar gibi.
- It seems that the children will have to sleep on the floor.
Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.
- Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection.
Caddede oynamak çocuklar için tehlikelidir.
- It is dangerous for children to play in the street.
Çocuklar yerde uyumak zorunda kalacaklar gibi.
- It seems that the children will have to sleep on the floor.
Çocukluk çağında, zaman yavaş olarak geçer.
- In childhood, time passes slowly.
Ebeveynler çocuklarına yalan söylemenin yanlış bir şey olduğunu öğretirler.
- Parents teach their children that it's wrong to lie.
Çocuklarımızın güvenliği için, lütfen yetişkin sitelerine girmeyin.
- For our children to be safe, please do not enter adult sites.