Onu o şekilde bırakmak ister misin?
- Do you want to leave it like that?
Bana o şekilde karşılık verme.
- Don't talk back to me like that.
Bunun gibi bir şey yapmalıyız.
- We should make something like that.
Biraz şekerleme ve bunun gibi, ben bir papatya gibi tazeyim.
- A little nap and, just like that, I'm as fresh as a daisy.
Ben asla öyle bir şey söylemezdim.
- I'd never say something like that.
Öyle şeyler konusunda bilgim yok.
- I don't know about things like that.
Sık sık kendini çalışma odasına kapatır ve böyle şeyler yazar.
- He often shuts himself up in the study and writes things like this.
Ben böyle bir şapka almakla ilgileniyorum.
- I am interested in getting a hat like this.
Tatoeba'ya bunun gibi bir cümle ekleyemem.
- I cannot add a sentence like this to Tatoeba.
Bütünüyle bunun gibi bir şey hiç görmedim.
- I've never seen anything quite like this.
Biz onu bu şekilde bırakamayız.
- We can't leave him like this.
Bu şekilde giyindiğim için üzgünüm.
- I'm sorry that I'm dressed like this.
Böyle bir şeyi kim yapardı?
- Who would do something like that?
Sen benimle nasıl böyle konuşabilirsin?
- How dare you speak to me like that?
senin gibi birini istiyorum.
Keşke senin gibi bir arkadaşım olsa.
- I wish I had a friend like you.
O, tam senin gibi, iyi bir golfçü.
- He, just like you, is a good golfer.
He was playing in the yard and, then, like that, he was gone.
And then the truck turned, the box fell out the back, and the truck just kept going. / Yea, like that..
... our country depends on people like us who build careers ...
... People or creatures that think like us, ...