Patrona o şekilde karşı çıkman bayağı büyük cesaretti.
- It was pretty ballsy of you to stand up to the boss like that.
Onu o şekilde bırakmak ister misin?
- Do you want to leave it like that?
Bunun gibi bir şey bulmak istiyorum.
- I wanna find something like that.
Biraz şekerleme ve bunun gibi, ben bir papatya gibi tazeyim.
- A little nap and, just like that, I'm as fresh as a daisy.
Öyle şeyler konusunda bilgim yok.
- I don't know about things like that.
Ben asla öyle bir şey söylemezdim.
- I would never say anything like that.
Sen benimle nasıl böyle konuşabilirsin?
- How dare you speak to me like that?
Bütün öğretmenler böyle davranmaz.
- Not all teachers behave like that.
Sık sık kendini çalışma odasına kapatır ve böyle şeyler yazar.
- He often shuts himself up in the study and writes things like this.
Böyle bir sözlükte buzdolabı ile ilgili en az iki cümle olmalıdır.
- In a dictionary like this one there should be at least two sentences with fridge.
Bütünüyle bunun gibi bir şey hiç görmedim.
- I've never seen anything quite like this.
Hiç bunun gibi bir şey gördün mü?
- Have you ever seen anything like this?
Bana asla bu şekilde davranmazdın.
- You never used to treat me like this.
Bu şekilde giyindiğim için üzgünüm.
- I'm sorry that I'm dressed like this.
senin gibi birini istiyorum.
Senin gibi bir kadın bulacağımı asla düşünmedim.
- I never thought I would find a woman like you.
Senin gibi bir kız arıyorum.
- I've been looking for a girl like you.
He was playing in the yard and, then, like that, he was gone.
And then the truck turned, the box fell out the back, and the truck just kept going. / Yea, like that..
... groups like the UN, the Red Cross, other groups like that. ...
... people can go and live in a world like that where they'd ...