Ağaçların yaprakları sonbaharda sarıya döner.
- The leaves of the trees turn yellow in fall.
Bahçe düşmüş yapraklarla kaplıydı.
- The garden was covered with fallen leaves.
Birçok Perulunun koka yapraklarını çiğneme adeti vardır.
- Many Peruvians have the habit of chewing coca leaves.
Ağaçtaki tüm yapraklar sarardı.
- All the leaves on the tree turned yellow.
Otobüs, beş dakika içinde ayrılacak.
- The bus leaves in five minutes.
Git ve o ayrılmadan önce ona elveda de.
- Go and say goodbye to him before he leaves.
Ancak Lucy evinden ayrılmak üzereydi.
- However, Lucy is about to leave her home.
Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.
- In any case, you have to leave early, whether you like it or not.
Anahtarı arabada bırakmak senin dikkatsizliğindi.
- It was careless of you to leave the key in the car.
Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum.
- I want to leave these packages for a while.
E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.
- Foods rich in vitamin E include dark-green, leafy vegetables, beans, nuts and whole-grain cereals.
Son yaprak düştüğünde, ben de gitmeliyim.
- When the last leaf falls, I must go, too.
O iki hafta izin aldı ve Çin'i ziyaret etti
- She took two weeks' leave and visited China.
Tom izin için başvurdu.
- Tom applied for a leave of absence.
Tom asla Boston'u terk etmek istemiyor.
- Tom doesn't want to ever leave Boston.
Onun işini terk etmek için karar verdiğini bilmiyordum.
- I didn't know he had decided to leave his job.
Hayatında beyaz bir sayfa açtı.
- He turned over a new leaf in life.
Tom Mary'ye hayatında yeni bir sayfa açacağına söz verdi.
- Tom promised Mary that he'd turn over a new leaf.
Gitmek isteyen birini kalmaya zorlayamazsın. Eğer kalmak istersem, beni gitmeye zorlayabilirler mi?
- You cannot force someone to stay if they want to leave. If I want to stay, can they force me to leave?
Daha uzun süre kalmak istiyorum ama gitmek zorundayım.
- I'd like stay longer, but I have to leave.
Yeterince yapraklı sebze yemiyoruz.
- We don't eat enough leafy vegetables.
Meg dört yapraklı yonca buldu.
- Meg found a four leaf clover.
Ağaçtaki tüm yapraklar sarardı.
- All the leaves on the tree turned yellow.
Birçok Perulunun koka yapraklarını çiğneme adeti vardır.
- Many Peruvians have the habit of chewing coca leaves.
Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.
- We had to leave for America on short notice.
Tren hareket etmek üzere.
- The train is about to leave.
Sonraki tren ne zaman ayrılacak?
- What time does the next train leave?
O beni aradığında evden ayrılmak üzereydim.
- I was about to leave my house when she rang me up.
A person who reads tea leaves looks for fortunes in the tea bits left at the bottom of the tea cup.
Hemen yola çıkmak zorundayız.
- We have to leave at once.
Acele et! Tren yola çıkmak üzere.
- Hurry up! The train is about to leave.
Onlarla kapıda vedalaştım.
- I took my leave of them at the gate.
Vedalaşmadan gitmek istediğine emin misin?
- Are you sure you want to leave without saying goodbye?
Sami, Leyla'yı terketmek istiyordu.
- Sami wanted to leave Layla.
Tom, ülkeyi terketmek istediğini söylüyor.
- Tom says he wants to leave the country.
Tren kalkmak üzere. Acele et.
- The train's about to leave. Hurry up.
Cambridge treni 5. platformdan kalkmaktadır.
- The train for Cambridge leaves from Platform 5.
But by your leaves, my learned foes Ye're maybe wrang.
The train car has one single-leaf and two double-leaf doors per side.
gold leaf.
I think you'd better leave.
When he had leeft speakynge, he sayde vnto Simon: Cary vs into the depe, and lett slippe thy nette to make a draught.
I'll leave the car in the station so you can pick it up there.
I left the band.
Can't we just leave this to the experts?.
When my father died, he left me the house.
And by myssefortune Sir Bors smote Sir Launcelot thorow the shylde into the syde, and the speare brake and the hede leffte stylle in the syde.
I left the country and I left my wife.
I've been given three weeks' leave by my boss.
There's not much food left, we'd better go to the shops.
... and I think what Mr. Schmidt was saying leaves some basis ...
... where you add some leaves to the tree of knowledge. ...