Lütfen ne zaman isterseniz içeri gelip sergimize bir göz atmak için tereddüt etmeyin.
- Please do feel free to come in and take a look at our exhibition anytime.
Eve bir göz atmak için gideceğim.
- I will go and take a look at the house.
Meg bile bana bakmadı.
- Meg didn't even look at me.
Bu resme her bakışımda, babamı hatırlarım.
- Every time I look at this picture, I think of my father.
İnsanlar diğerlerine ön yargı ile bakmak eğilimindedir.
- People tend to look at others with bias.
O, postere bakmak için durakladı.
- He paused to look at the poster.