Definition of ki̇bar in Turkish English dictionary
- kibar
- kind
He is by no means kind.
- O, hiçbir şekilde kibar değil.
I like him not because he is kind but because he is honest.
- Onu kibar olduğu için değil ama onurlu olduğu için seviyorum.
- kibar
- courteous
Be courteous and respectful.
- Kibar ve saygılı olun.
- kibar
- gentle
The gentle-looking old man got up and gave his hand to me.
- Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.
Mary is very gentle with her baby sister.
- Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.
- kibar
- polite
She is by no means polite.
- O hiçbir şekilde kibar değil.
It is not polite to interrupt someone while he is talking.
- Konuşurken birinin sözünü kesmek kibarlık değildir.
- kibar
- elegant
The Browns are an elegant and happy family.
- Brownlar kibar ve mutlu bir ailedir.
- kibar
- attentive
- kibar
- mild
- kibar
- friendly
- kibar
- hooly
- kibar
- genteel
- kibar
- courtly
- kibar
- wellbred
- kibar
- kid-glove
- kibar
- gentil
- kibar
- well-disposed
- kibar
- debonair
- kibar
- decorous
- kibar
- easy-going
- kibar
- noble
- kibar
- fashionable
- kibar
- douce
- kibar
- well-bred, refined
- kibar
- nice
Our Japanese teacher is very nice to us.
- Japonca öğretmenimiz bize karşı çok kibar.
He is very nice. He never speaks ill of others.
- O çok kibardır. Başkalarının hakkında asla kötü konuşmaz.
- kibar
- gallant
He is a very gallant gentleman.
- O çok kibar bir beyefendidir.
- kibar
- chivalrous
- kibar
- exquisite
- kibar
- aristocratical
- kibar
- kid glove
- kibar
- well mannered
- kibar
- civilized
- kibar
- tasteful, correct (thing)
- kibar
- distingue
- kibar
- aristocratic
- kibar
- well-born
- kibar
- polite, kind, refined, courteous, civil, well-bred; noble, distinguished
- kibar
- blancmange
- kibar
- bland
- kibar
- civil
I will write him a civil answer.
- Ona kibar bir cevap yazacağım.
- kibar kadın
- dame
- kibar adam
- toff
- kibar bayan gibi
- gentlewomanlike
- kibar bir şekilde
- chivalrously
- kibar davranış
- kindly bearing
- kibar davranış
- polite behavior
- kibar fahişe sınıfı
- demimonde
- kibar kimse
- gentleman
- kibar konuşan
- fair spoken
- kibar muamele
- (Politika, Siyaset) courteous treatment
- kibar olmak için kaba ol
- (Konuşma Dili) be cruel to be kind
- kibar tabaka
- gentry
- kibar tavır
- bon ton
- kibar
- {s} urbane
- kibar
- refined
- kibar
- slimy
- kibar
- decent
Tom is one of the most decent men I know.
- Tom tanıdığım en kibar erkeklerden biri.
- kibar
- grand
- kibar
- {s} sharp
- düşkün kibar
- shabby genteel
- fakir ama temiz giyimli kibar
- shabby genteel
- kibar
- {s} parliamentary
- kibar
- distinguish
- kibar
- gaiiant
- kibar
- well born
- kibar
- well disposed
- kibar
- {s} polished
- kibar
- delicate
- kibar
- silkstocking
- kibarlar
- the nobilities
- kibarlar
- gentlefolks
- kibarlar
- the upper ten
- kibarlar
- gentlefolk
- kibarlar
- polite society
- kibarlar
- the fashionables