I grew up watching Pokemon.
- Pokémon izleyerek büyüdüm.
In Soviet Russia, television watches the audience!
- Sovyet Rusya'sında, televizyon seyirciyi izler!
The police have traced her to Paris.
- Polisler onu Paris'e kadar izledi.
There were traces of blood inside Dan's car.
- Dan'ın arabasının içinde kan izleri vardı.
Tom tried his best to cover his tracks so he could save face.
- Tom izlerini kapatmak için elinden geleni denedi böylece yüzünü kurtarabildi.
I followed the deer's tracks.
- Ben geyiğin izlerini izledim.