Sonuçta, Jane onu satın almadı.
- In the end, Jane didn't buy it.
Sonuçta, o kadar da kötü değil.
- In the end, it's not that bad.
O sonunda İngiltere'ye geri döndü.
- She went back to England in the end.
Sonunda diğer kedi yavrusunu seçti.
- In the end she chose another kitten.
Neticede hepimiz öleceğiz.
- We all die in the end.
Tom sonunda hoşlandığı bir iş buldu.
- Tom eventually found a job that he liked.
Her zaman Tom ve Mary'nin sonunda evleneceklerini düşündüm.
- I always thought that Tom and Mary would eventually get married.
Polis en sonunda Tom'u yakaladı.
- The police eventually arrested Tom.
Fadıl en sonunda İslam'a geçti.
- Fadil eventually converted to Islam.
Tom sonuç olarak yapmasını istediğimiz her şeyi yaptı.
- Tom eventually did everything we asked him to do.
Sekiz ay sonra, nihayet gene kızlarla çıkmaya başladı.
- After eight months, he eventually started dating girls again.
Nihayet evlendi onunla.
- He eventually married her.
Sonuçta işler değişti.
- Things eventually changed.
Tom'un sonuçta Mary'ye elmas bir yüzük alması için yeterli parası olmalıydı.
- Tom should eventually have enough money to buy Mary a diamond ring.
... The browser's a means, not an end. ...
... No one can say how this story will end. But we know enough to know that it will be a very ...