Ben bir anlamda asabiyim.
- I am nervous in a sense.
Onun söyledileri bir anlamda doğrudur.
- What he said is true in a sense.
Bir bakıma, o doğrudur.
- In a sense, it is true.
Bir bakıma, o klübe katılmayı reddetmekte haklısın.
- In a sense you are right in refusing to join that club.
Paris bir bakıma dünyanın merkezidir.
- Paris is the center of the world, in a way.
Bir bakıma, Susie anneme benziyor.
- In a way, Susie seems like my mother.