That kind of thing can't be found just anywhere.
- O tür şey her yerde bulunamaz.
You can find the same thing anywhere.
- Her yerde aynı şeyi bulabilirsin.
I've looked all over for Tom, but I can't find him.
- Tom'u her yerde aradım ama bulamadım.
I looked all over for Tom.
- Tom'u her yerde aradım.
You can't get lost in big cities; there are maps everywhere!
- Büyük kentlerde kaybolmazsın, her yerde haritalar var!
These are on sale everywhere.
- Bunlar her yerde satılıyor.
I searched high and low for my lighter but couldn't find it.
- Çakmağımı her yerde aradım ama bulamadım.
We've searched high and low for this book.
- Her yerde bu kitabı aradık.
The rumor spread far and wide.
- Söylenti her yerde yayıldı.
You can't get lost in big cities; there are maps everywhere!
- Büyük kentlerde kaybolmazsın, her yerde haritalar var!
A function that is differentiable everywhere is continuous.
- Ayırdedilebilir bir işlev her yerde süreklidir.
Tom can sleep anywhere.
- Tom her yerde uyuyabilir.
You may go anywhere you like.
- İstediğiniz her yere gidebilirsiniz.
The man is well-known all over the village.
- Adam köyün her yerinde iyi tanınmıştır.
A lot of people want peace all over the world.
- Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.
There were flowers all around.
- Her yerde çiçekler vardı.
He left his books all around the house.
- O, kitaplarını evin her yerine bıraktı.