His daughter is quick in her movements.
- Kızı hareketlerinde hızlıdır.
The movements of this robot are awkward.
- Bu robotun hareketleri hantaldır.
He is awkward in his movements.
- O hareketlerinde hantaldır.
Your son took part in the student movement, I hear.
- Oğlunuz öğrenci hareketi içinde yer aldı, ben duydum.
Tom seconded the motion.
- Tom hareketi destekledi.
Mary made a slight motion with her head.
- Mary başıyla hafif bir hareket yaptı.
They were so frightened that they couldn't move an inch.
- O kadar korktular ki bir inç hareket edemediler.
George felt the train begin to move.
- George trenin hareket etmeye başladığını hissetti.
All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood.
- Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.
It is imperative for you to act at once.
- Derhal hareket etmen zorunludur.
Light travels much faster than sound.
- Işık sesten çok daha hızlı hareket eder.
Light travels faster than sound.
- Işık sesten daha hızlı hareket eder.
This movement had a great impact on the behavior of women.
- Bu hareketin, kadınların davranışları üzerine büyük bir etkisi vardı.
My flight will depart in an hour.
- Uçağım bir saat içinde hareket edecek.
I need a flight that leaves on Monday afternoon.
- Pazartesi öğleden sonra hareket eden bir uçuşa ihtiyacım var.
Don't behave lightly.
- Düşünmeden hareket etme.
Go to work, send your kids to school. Follow fashion, act normal, walk on the pavements, watch TV. Save for your old age. Obey the law. Repeat with me: I am free.
- İşe git, çocuklarını okula gönder. Modayı takip et, normal hareket et, kaldırımda yürü, televizyon izle. Yaşlılığın için para biriktir. Kanunlara uy. Benimle birlikte tekrarla: Ben özgürüm.
You must be completely still and walk on your tip-toes. The baby is asleep.
- Sen tamamen hareketsiz olmalısın ve parmak uçlarında yürümelisin. Bebek uyuyor.
Tom has devoted his life to the anti-nuclear-energy movement.
- Tom, anti-nükleer enerji hareketine hayatını adadı.
Sami had to act to save his life.
- Sami hayatını kurtarmak için harekete geçmek zorundaydı.
The driver was shouting because the car in front of him wasn't moving.
- Sürücü, önündeki araç hareket etmediği için bağırıyordu.
Tokyo wasted no time in taking action.
- Tokyo harekete geçmede boşa zaman geçirmedi.
Her actions are inconsistent with her words.
- Hareketleri ile sözleri tutarsız.
She played a part in the women's lib movement.
- Kadınların özgürlüğü hareketinde bir rol oynadı.
She played a part in the women's lib movement.
- Kadınların özgürlüğü hareketinde yer aldı.
In China, you have to go to the departure station and buy train tickets there.
- Çim'de, hareket istasyonuna gitmek ve tren biletleri orada almak zorundasın.
His brave deed earned him respect.
- Onun cesur hareketi ona saygı kazandırdı.
The politician stirred up the workers.
- Politikacı işçileri harekete geçirdi.
This is an illegal transaction.
- Bu yasadışı bir harekettir.
The train was just on the point of starting when I got to the station.
- İstasyona vardığımda tren tam hareket etmek üzereydi.
This gesture is familiar to young people.
- Bu hareketi gençler bilirler.
She gave me a hand gesture I didn't understand.
- O bana anlamadığım bir el hareketi yaptı.
The day she started for Paris was rainy.
- Onun, Paris'e hareket ettiği gün yağmurlu idi.
We start for Osaka tomorrow morning.
- Yarın sabah Osaka'ya hareket ediyoruz.