Prime numbers are like life; they are completely logical, but impossible to find the rules for, even if you spend all your time thinking about it.
- Asal sayılar hayata benzer, onlar tamamen mantıksaldır fakat, eğer tüm zamanınızı onun hakkında düşünmek için harcarsanız kurallarının bulunması imkânsızdır.
We talked about various things.
- Çeşitli şeyler hakkında konuştuk.
We will have a discussion concerning the prognosis.
- Teşhis hakkında bir tartışma yapacağız.
I have my own opinions concerning politics and religion.
- Siyaset ve din hakkında benim kendi görüşlerim var.
I spoke to him about it over the telephone.
- Telefonda onunla konu hakkında konuştum.
Let's not go over that again.
- Artık onun hakkında konuşmayalım.
Before I get out of bed, I spend a little time thinking about what I'll be doing the rest of the day.
- Yataktan çıkmadan önce günün geriye kalanında ne yapacağım hakkında düşünerek biraz zaman harcarım.
I've been out of touch with things for several months now.
- Şimdi birkaç aydır yeni gelişmeler hakkında bilgim yok.
Tom should do something regarding this problem.
- Tom bu sorun hakkında bir şey yapmalı.
I have a question regarding your earlier comments.
- Daha önceki yorumlarınız hakkında bir sorum var.
He is very secretive in regard to his family life.
- O, aile hayatı hakkında ağzı sıkıdır.
What do you think of the original plan?
- Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?
What do you think of the new teacher?
- Yeni öğretmen hakkında ne düşünüyorsunuz?
I can't agree with you with regard to the new plan.
- Yeni plan hakkında seninle aynı düşüncede değilim.
He was at a loss as to which faculty to choose.
- Hangi fakülteyi seçeceği hakkında şaşırmıştı.
I've never met anyone who knows as much about Australian history as Tom does.
- Avustralyalı tarihi hakkında Tom'un bildiği kadar çok bilen biriyle asla tanışmadım.
He is very secretive in regard to his family life.
- O, aile hayatı hakkında ağzı sıkıdır.
Tom closed his diary after writing about that day's events.
- Tom, o günkü olaylar hakkında yazdıktan sonra günlüğü kapattı.
I needn't have been so worried about you. I should've known that Tom would look after you.
- Senin hakkında bu kadar endişe etmeme gerek yoktu.Tom'un sana bakacağını bilmeliydim.
It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now?
- Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız?
No one wanted to talk about it.
- Hiç kimse bu konu hakkında konuşmak istemedi.