Çocuk oyuncağı nasıl sökeceğini biliyor.
- The boy knows how to disassemble the toy.
Çocuk oyuncağı istediği için çığlığı bastı.
- The child threw a tantrum because he wanted the toy.
Oyuncak dükkânı kapandı.
- The toy store is closed.
O benim kız kardeşimi oyuncaklarından etti.
- He deprived my little sister of all her toys.
Erkek kardeşim bana küçük bir oyuncak satın aldı.
- My brother bought me a small toy.
O, bana küçük bir oyuncak aldı.
- She got me a tiny toy.
Oyuncaklarıyla oynamak istemiyor.
- She doesn't want to play with her toys.
Onun duyguları ile oyun oynama.
- Don't toy with her affections.
O silahla oynama, o bir oyuncak değil.
- Don't play with that gun. It's not a toy.
... times, cowriting, you know, I write really well with people who don't even play instruments ...
... I play and train every day, so it's difficult. ...