O, bir süre mutluydu.
- He was happy for a time.
Bir süre için her şey huzurlu idi.
- For a time, things were peaceful.
Bir süreliğine daha havalar güzel olacak.
- We're going to have good weather for awhile.
Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim.
- I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.
John, çok çalışıyorsun. Otur ve biraz dinlen.
- John, you've been working too hard. Have a seat and rest awhile.
... about six, and that 90% to 95% of the time, we're operating ...
... For the first time, some bacteria learn to live on oxygen. ...