Kendimi masadan muaf tuttum.
- I excused myself from the table.
Bir dakikalığına kendimi muaf tuttum.
- I excused myself for a minute.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, onun davranışı mazur görülebilir.
- Taking all things into consideration, his conduct can be excused.
Lütfen bir dakika mazur görür müsünüz?
- May I please be excused for a minute?
Onun mazeretlerinden bıktım.
- I'm sick of her excuses.
Öyle bir mazereti kabul edemem.
- I cannot accept an excuse like that.
Onun gecikmesi için hiçbir bahane yoktur.
- There is no excuse for his delay.
Böyle bir bahaneyi nasıl ileri sürdünüz?
- How did you come up with such a good excuse?
İnan bana, o özür işe yaramayacak.
- Believe me, that excuse ain't gonna fly.
Mektubunu yanlışlıkla açtığım için özür dilerim.
- Excuse me for opening your letter by mistake.
Bir dahaki sefere daha mantıklı bir gerekçe bulmayı dene.
- Try and come up with a more reasonable excuse next time.
Bu tür bir davranış için hiçbir gerekçe yoktur.
- There is no excuse for such behavior.
Beni affetmek zorunda kalacaksın.
- You'll have to excuse me.
Affedersiniz. Siz kimsiniz?
- Excuse me. Who are you?
Affedersiniz, ama hasta hissediyorum.
- Excuse me, but I feel sick.
Annem onun hatasını affetti.
- My mother excused his mistake.
Biran için bizi affet.
- Excuse us for a second.
Bize biraz izin verir misiniz?
- Will you excuse us for a moment?
Bana biraz izin verir misiniz?
- Will you excuse me for a moment?
I excused him his transgressions.
You know he shouldn't have done it, so don't try to excuse his behavior!.
Tell me why you were late – and I don't want to hear any excuses!.