I was a fool for marrying someone like her.
- Onun gibi biriyle evlenmekle aptallık yaptım.
He intended to marry her.
- Onunla evlenmek niyetindeydi.
They intend to get married tomorrow.
- Onlar yarın evlenmek niyetindeler.
Tom and Mary decided to get married.
- Tom ve Mary evlenmek için karar verdi.
Tom and Mary decided to get married.
- Tom ve Mary evlenmek için karar verdi.
Tom says that Mary definitely doesn't want to be married.
- Tom Mary'nin kesinlikle evlenmek istemediğini söylüyor.
She accepted his hand in marriage.
- Onun evlenme teklifini kabul etti.
Don't rush into marriage.
- Evlenmek için acele etmeyin.
If only he would marry me.
- Keşke benimle evlense.
According to this magazine, my favorite actress will marry a jazz musician next spring.
- Bu dergiye göre, en sevdiğim aktris önümüzdeki ilkbahar bir caz müzisyeniyle evlenecek.
How are your wedding plans coming?
- Evlenme planlarınız nasıl geliyor?
Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets.
- Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.
I called you, on the one hand to invite you out to eat, and on the other to tell you my son is going to get married.
- Bir taraftan seni yemeğe davet etmek için, diğer taraftan sana oğlumun evleneceğini söylemek için seni aradım.
She decided to get married to Tom.
- Tom'la evlenmeye karar verdi.
How are your wedding plans coming?
- Evlenme planlarınız nasıl geliyor?
Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets.
- Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.
Misako married a Canadian last June.
- Misako, geçen Haziran bir Kanadalıyla evlendi.
I'm getting married to her in June.
- Onunla Haziran'da evleneceğim.
She looks a little young to get married.
- O evlenmek için biraz genç görünüyor.
Mary used to dream about getting married.
- Mary evlenme hakkında hayal kurardı.
I was thinking about getting married.
- Ben evlenme hakkında düşünüyordum.