The ems and ens at the beginnings and ends.
The mall is en route to grandpa’s house.
The shipment is en route to the buyer.
Those were his very last words - Bunlar onun en son sözleriydi.
At least being sick gives you the perfect excuse to stay home and watch movies.
- Hasta olma sana en azından evde kalmak ve film izlemek için mükemmel bir bahane verir.
Tom washes clothes at least once a week.
- Tom en azından haftada bir kez çamaşırları yıkar.
It will take her at least two years to be qualified for that post.
- Onun bu görev için nitelikli olması en az iki yılını alacak.
This pencil cost me at least a hundred bucks.
- Bu kalem bana en az yüz dolara mâl oldu.
Best regards to your father.
- Babana en iyi dileklerimle.
My best friend is a book.
- Benim en iyi dostum bir kitaptır.
Where was I when I needed myself most?
- Kendime en çok ihtiyacım olduğunda neredeydim?
Mumbai is the most populous city in India and the second most populous city in the world.
- Bombay, Hindistan'ın en çok nüfusa sahip şehridir ve dünyadaki ikinci en çok nüfusa sahip şehirdir.
Tom and Mary were finally alone.
- Tom ve Mary en sonunda yalnız kalmışlardı.
Tom finally talked Mary into buying a new computer.
- Tom en sonunda Mary'yi yeni bir bilgisayar alması için ikna etti.
His latest novel is well worth reading.
- Onun en son romanı okumaya değer.
I just bought the latest version of this MP3 player.
- Ben az önce bu MP3 çaların en son sürümünü satın aldım.
We must sleep at least seven hours a day.
- Günde en az yedi saat uyumak zorundayız.
It will take her at least two years to be qualified for that post.
- Onun bu görev için nitelikli olması en az iki yılını alacak.
Lobster tomalley can be toxic and it's best not to eat it.
- İstakoz ciğeri toksik olabilir, onu yememek en iyisidir.
It's best to wear a cap on your head during the cold Moscow winters.
- Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.
The last time I went to China, I visited Shanghai.
- Çin'e gittiğim en son zaman, Şangay'ı ziyaret ettim.
The activists were last seen in a remote, forested corner of Brazil.
- Eylemciler en son Brezilya'nın uzak, ormanlık bir köşesinde görüldüler.
The coral reef is the region's prime attraction.
- Mercan kayalığı, bölgenin en önemli cazibesidir.
Thanks for your soonest answer!
- En erken cevabınız için teşekkürler!
Many of our clothes are made in Bangladesh because it's the cheapest place to manufacture them.
- Onları üretmek için en ucuz yer olduğundan dolayı elbiselerimizin çoğu Bengladeş'te yapılırlar.
This is the cheapest store in town.
- Bu, şehirde en ucuz mağazadır.
There is a restaurant on the top floor.
- En üst katta bir restoran var.
Look in your top drawer.
- En üst çekmecene bak.
Lee was dressed in his finest clothing.
- Lee en güzel elbisesini giymişti.
This is the finest picture I have ever seen.
- Bu şimdiye kadar gördüğüm en güzel resim.
At last, he realized his error.
- En sonunda hatasını anladı.
The snow-flakes seemed larger and larger, at last they looked like great white fowls.
- Kar taneleri, en sonunda büyük beyaz kuşlara benzeyene kadar büyüdü de büyüdü.
When was your most recent dental appointment?
- En son diş randevun ne zamandı?
What's his most recent novel?
- Onun en son romanı nedir?
He is the greatest architect that has ever lived.
- O şimdiye kadar yaşamış en büyük mimar.
The strangest thing is that he saved his arch enemy from an unavoidable death.
- En tuhaf şey onun en büyük düşmanını kaçılmaz bir ölümden kurtarmış olmasıdır.
Fatima is the eldest student in our class.
- Fatma sınıfımızdaki en büyük öğrencidir.
The eldest son succeeded to all the property.
- En büyük oğlan bütün mülkiyetin varisi oldu.
Her debut was the biggest social event of the season.
- Onun sahneye ilk çıkışı mevsimin en büyük sosyal olayı idi.
Communism was the biggest issue in the campaign.
- Komünizm kampanyada en büyük konu oldu.
This lake is deepest at this point.
- Bu göl bu noktada en derin.
This lake is the deepest in this country.
- Bu göl bu ülkede en derindir.
I'm glad I'm not the youngest person here.
- Burada en genç insan olmadığıma memnunum.
His youngest son is five years old.
- En genç oğlu beş yaşında.
All the best wishes on this wonderful day.
- Bu harika günde bütün en iyi dileklerimle.
Let's wish Tom all the best.
- Tom'a en iyi dileklerimizi dileyelim.
We're doing the very best we can.
- Biz elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.
I wish them the very best.
- Onlara en iyisini diliyorum.
He is the best for this project.
- O, bu proje için en iyisidir.
Our restaurant is the best.
- Bizim restoran en iyisidir.
It was exceptionally cold last summer, and the rice crop was the worst in 10 years.
- Geçen yaz oldukça soğuktu, ve pirinç ekini on yıl içinde en kötüydü.
You should prepare for the worst.
- En kötüsü için hazırlanmalısın.
Tom wants you to call him ASAP.
- Tom en kısa zamanda onu aramanı istiyor.
Tom wants you to get here ASAP.
- Tom en kısa zamanda buraya gelmeni istiyor.
The world's happiest man is me.
- Dünyanın en mutlu erkeği benim.
What time are you the happiest?
- Ne zaman en mutlusun?
They are our dearest friends.
- Onlar bizim en sevgili arkadaşlarımız.
Fadil eventually converted to Islam.
- Fadıl en sonunda İslam'a geçti.
The police eventually arrested Tom.
- Polis en sonunda Tom'u yakaladı.
This is the longest novel that I have ever read.
- Bu, şimdiye kadar okuduğum en uzun roman.
Being 25 letters long, 'anticonstitutionnellement' is the longest word in French.
- 25 harf uzunluğunda olan ' anticonstitutionnellement ' Fransızcada en uzun kelimedir.
This book is chiefly concerned with the effects of secondhand smoking.
- Bu kitap en çok pasif içiciliğin etkileriyle ilgilenmektedir.
The beginning is the most important part of the work.
- Başlangıç işin en önemli kısmıdır.
That men do not learn very much from the lessons of history is the most important of all the lessons that history has to teach.
- İnsanoğlunun tarih derslerinden çok şey öğrenmemesi tarihin öğretmek zorunda olduğu tüm derslerin en önemlisidir.
Customer service is one of our foremost priorities.
- Müşteri hizmetleri bizim en önemli önceliğimizden biridir.
First and foremost, you need to figure out why you're here.
- Birincisi ve en önemlisi, neden burada olduğunu anlaman gerekiyor.
Tom always makes a point of arriving at least five minutes ahead of time.
- Tom her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.
Chestnuts have to be boiled for at least fifteen minutes.
- Kestaneler en azından on beş dakika kaynamalı.
It was a good five kilometers from the station to the school.
- İstasyondan okula en az beş kilometre idi.
Movers don't like people who read books. But at least they have a good reason.
- Nakliyeciler kitap okuyan insanlardan hoşlanmazlar. Ama en azından iyi bir nedenleri var.
Knowledge is the supreme power.
- Bilgi en büyük güçtür.
Knowledge is the supreme goal.
- Bilgi en büyük hedeftir.
This truck has a maximum load of 5 tons.
- Bu kamyon en fazla 5 ton yük taşıma kapasitesine sahip.
You may spend a maximum of 100 dollars.
- En fazla 100 dolar harcayabilirsiniz.
We've bought three hours at best.
- En fazla üç saat satın aldık.
Tom always has the cutest profile pictures.
- Tom'un her zaman en hoş profil resimleri vardır.
It looks like it will start pouring any second now. Better take an umbrella.
- Her an yağmaya başlayacak gibi. En iyisi şemsiye almak.
When we started out in 2009, I was convinced that our store would become one of the best in the city.
- 2009'da işe başladığımızda, mağazanın şehirdeki en iyilerden biri olacağına ikna edildim.
Tom is the most evil person I have ever met.
- Tom şimdiye kadar tanıdığım en kötü kişidir.
In my opinion, Twitter bird is the most evil bird in our world.
- Kendi görüşüme göre, Twitter kuşu dünyamızdaki en kötü kuştur.
I want to leave here as soon as possible.
- En kısa zamanda buradan ayrılmak istiyorum.
We'll try to do that as soon as possible.
- En kısa zamanda bunu yapmaya çalışacağız.
She knows a lot about the latest fashions.
- O, en son modalar hakkında çok şey biliyor.
His motorcycle is the latest model.
- Onun motosikleti en son model.
This laboratory is equipped with the latest computers.
- Bu laboratuvar en yeni bilgisayarlarla donatılmıştır.
He is driving at top speed.
- O en yüksek hızda sürüyor.
Food prices are at their highest level since the United Nations Food and Agriculture Organization began keeping records in 1990.
- Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Kurumu 1990'da kayıt tutmaya başladığından beri, yiyecek fiyatları en yüksek seviyesindedir.
Mt. Everest is the highest peak in the world.
- Everest dünyanın en yüksek zirvesidir.
Mount Everest is the world's highest peak.
- Everest dağı dünyanın en yüksek tepesidir.
Paying attention to what you are doing is one of the most important keys to success.
- Ne yaptığına dikkat etmek başarmak için en önemli anahtarlardan biridir.
He is one of the greatest artists in Japan.
- Japonya'daki en büyük sanatçılardan biridir.
I think Beethoven is the greatest composer who ever lived.
- Sanırım Beethoven, şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci.
The German unemployment rate was 4.5 percent in October 2015, the lowest level since 1981.
- Alman işsizlik oranı Ekim 2015'te yüzde 4.5 idi, 1981'den beri en düşük seviye.
We guarantee the lowest price for a French language school in Quebec, Canada.
- Biz Quebec, Kanada'da bir Fransızca dil okulu için en düşük fiyatı garanti ediyoruz.
He can only pay twenty dollars at most.
- O, en fazla sadece yirmi dolar ödeyebilir.
He has at most 100 dollars.
- Onun en fazla 100 doları var.
Cherry blossoms last only for a few days, a week at the most.
- Kiraz çiçekleri, sadece birkaç gün dayanır, en fazla bir hafta.
At the most, you'll only be 30 minutes late.
- En fazla, sadece otuz dakika geç kalacaksın.
We've bought three hours at best.
- En fazla üç saat satın aldık.
Tom is one of the nicest guys I've ever met.
- Tom şimdiye kadar tanıştığım en hoş erkeklerden biri.
Diplomacy is to do and say the nastiest thing in the nicest way.
- Diplomasi, en iğrenç şeyleri en hoş şekilde yapmak ve söylemektir.
I am the fastest runner.
- Ben en hızlı koşucuyum.
I wonder who can swim fastest.
- Kimin en hızlı yüzebileceğini merak ediyorum.
Flying is the quickest way to travel.
- Uçmak seyahat etmek için en hızlı yoldur.
What's the quickest way to deal with this problem?
- Bu sorunla ilgilenmenin en hızlı yolu nedir?
Tom is the tallest in his family.
- Tom ailesinde en uzundur.
Who is the tallest of all?
- Hepsinin en uzunu kim?
This building is the architect's crowning achievement.
- Bu bina mimarın en yüksek başarısıdır.
His essay gave only a superficial analysis of the problem, so it was a real surprise to him when he got the highest grade in the class.
- Onun denemesi, sorunun sadece yüzeysel bir analizini yaptı, bu yüzden sınıfta en yüksek notu aldığında ona gerçekten büyük bir sürpriz olmuştu.
The quality of higher education must answer to the highest international standards.
- Daha yüksek eğitim kalitesi, en yüksek uluslararası standartlara cevap vermelidir.
In an ugly and unhappy world the richest man can purchase nothing but ugliness and unhappiness.
- Çirkin ve mutsuz bir dünyada, en zengin adam çirkinlik ve mutsuzluktan başka bir şey satın alamaz.
Tom is the richest man I know.
- Tom tanıdığım en zengin kişidir.
She is eighteen at most.
- O en çok on sekizdir.
Tom is at most thirteen years old.
- Tom en çok on üç yaşında.
Take the one you like best, whichever it is.
- En çok sevdiğin birini al, hangisi olursa olsun.
Which of the composers do you like best?
- Bestecilerden hangisini en çok seviyorsun?
It'll take us three, maybe four weeks at the most.
- En çok üç, belki dört haftamızı alacak.
This watch costs ten dollars at the most.
- Bu saat en çok on dolar tutar.
The main thing I'm worried about is that I'm not worried.
- Endişelendiğim en önemli şey endişeli olmadığımdır.
Best regards to your father.
- Babana en iyi dileklerimle.
The university conferred its highest degree on him.
- Üniversite ona en yüksek dereceyi bahşetti.
He is the foremost authority on heart surgery.
- Kalp cerrahisinde en önde gelen otoritedir.
First and foremost, you need to figure out why you're here.
- Birincisi ve en önemlisi, neden burada olduğunu anlaman gerekiyor.