Onun fikirleri asla ona on sent kazandırmadı.
- His ideas never earned him a dime.
O, üniversiteye gitmek için ihtiyacı olan parayı kazandı.
- He earned the money he needed to go to college.
O işten, ayda 500 doların üzerinde kazanmaktadır.
- He earns over 500 dollars a month from that job.
Onlar para kazanmak istiyorlardı.
- They wanted to earn money.
Onlar para kazanmak istiyorlardı.
- They wanted to earn money.
Tom daha çok para kazanmak için iş değiştirdi.
- Tom changed jobs to earn more money.
Tom şehirde yaşamak için yeterli para kazanıyor mu?
- Does Tom earn enough money to live in the city?
O harcadığından daha fazla para kazanıyor.
- She earns more than she spends.
Now that you are earning, you can start paying me rent.
You can have the s'mores: you earned them, clearing the walkway of snow so well.
My CD earns me six percent!.
... I HAVE TO SAY, GABE, YOU HAVE REALLY EARNED THIS PARTY. ...
... added up to well over 50 percent of what they earned. ...