Üzülmeyin, her şey düzelecek.
- Don't worry, everything will be OK.
O her sabah koşmaya gider.
- She goes running every morning.
O her birkaç günde buraya gelir.
- He comes here every few days.
Tom her birkaç günde bir buraya gelir.
- Tom comes here every few days.
O, günaşırı onu aradı.
- He called her every other day.
Doktor günaşırı onu ziyaret eder.
- The doctor visits her every other day.
Bugün bütün sınıf burada.
- Everyone in the class is here today.
Her cumartesi bütün evi temizleriz.
- Every Saturday we clean the whole house.
Öyle yapmak için her türlü nedeni vardı.
- He had every reason for doing so.
Mary'nin tatmin olmak için her türlü sebebi vardı.
- Mary had every reason to be satisfied.