eğitmek

listen to the pronunciation of eğitmek
Turkish - English
educate

She took pains to educate her children. - O, çocuklarını eğitmek için saçını süpürge etti.

train

Tom hired someone to train his dog. - Tom köpeğini eğitmek için birini kiraladı.

Dan didn't even want to train Linda. - Dan Linda'yı eğitmek bile istememişti.

condition
coach
school
teach
handle
to educate; to train, to breed
{f} nurture
(deyim) exercise in
breed
groom
drill
season
discipline
eğitme
education

Educating the mind without educating the heart is no education at all. - Kalbi eğitmeden zihni eğitmek hiç eğitim görmemektir.

değişik bir meslek için eğitmek
retrain
eğitme
instructing
eğitme
schooling
eğit
{f} educated

My very educated mother just showed us nine planets. - Benim çok eğitimli annem az önce bize dokuz gezegeni gösterdi.

Mr. Ito is a highly educated man. - Bay Ito oldukça eğitimli bir insan.

eğit
{f} trained

Tom was trained as a doctor. - Tom bir doktor olarak eğitildi.

He was trained as a lawyer. - O bir avukat olarak eğitildi.

eğit
{f} training

I am training hard so that I may win the race. - Ben, yarışı kazanabilirim diye sıkı eğitim yapıyorum.

I think you should stick to your training schedule. - Sanırım eğitim planına bağlı kalmalısın.

eğit
educate

In the last analysis, methods don't educate children; people do. - Son analizlerde, metotlar çocukları eğitmezler; insanlar eğitir.

What does it mean to have an educated mind in the 21st century? - 21. yüzyılda eğitimli bir akla sahip olmak ne anlama geliyor?

eğit
{f} train

If he had trained himself harder at that time, he would be healthier now. - O zaman kendini daha iyi eğitmiş olsaydı, o şimdi daha sağlıklı olacaktı.

Musical talent can be developed if it's properly trained. - Düzgün bir şekilde eğitilirse müzikal yetenek geliştirilebilir.

eğit
{f} schooling

I will have to wait till I finish schooling and start earning money. - Eğitimi bitirinceye ve para kazanmaya başlayıncaya kadar beklemek zorunda kalacağım.

Fadil paid for Layla's schooling. - Fadıl, Leyla'nın eğitimi için ödeme yaptı.

eğitme
training

Do you know anything about training dogs? - Köpekleri eğitme hakkında bir şey biliyor musun?

eğit
reeducate
eğitme
strengthening and building up of character
eğitme
moral guidance
eğitme
moral improvement
fazla eğitmek
overtrain
kendini eğitmek
better oneself
personel eğitmek
train the staff
yeni bir konuda eğitmek
retrain
yeniden eğitmek
retrain
yeniden eğitmek
reeducate
Turkish - Turkish
İstenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak, önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek
Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek
terbiyelemek
terbiye etmek
eğitme
Eğitmek işi, terbiye etme