durulmak

listen to the pronunciation of durulmak
Turkish - English
settle down
slack off
to stop, stand
become clear
settle
to become clear; to settle down, to calm down
to stay, reside
slack
impersonal passive
clarify
calm down
subside
to settle down
dur
{f} stand

The balance at the bank stands at two million yen. - Bankadaki bakiye 2 milyon yende duruyor.

These two are standing abreast. - Bu ikisi yan yana duruyor.

dur
(Bilgisayar) end

He stood at the end of the line. - Sıranın sonunda durdu.

Once the complaining starts, it never ends. - Bir defa şikayet etmeye başladığında asla durmaz.

durulma
(İnşaat) settle
dur
conk out
dur
{f} standing

These two are standing abreast. - Bu ikisi yan yana duruyor.

Someone is standing at the gate. - Birisi kapıda duruyor.

durulma
relaxion
durulma
stagnation
dur
hold on
dur
stop

A car stopped at the entrance. - Girişte bir araba durdu.

I'm getting off the train at the next stop. - Sonraki durakta trenden ineceğim.

dur
halt

It was because of the storm that the trains were halted. - Fırtınadan dolayı trenler durduruldu.

The car dove into the field and, after bumping along for a time, came to a halt. - Araba tarlaya daldı ve bir süre sarsıldıktan sonra durma noktasına geldi.

dur
hist
dur
hold it
dur
nix
dur
hold

I wonder how Tom is holding up. - Acaba Tom'un durumu nasıl?

Hold up, what do you think you're doing? - Dur bakalım, Sen ne yaptığını düşünüyorsun?

dur
whoa
dur
stall

He stalled the engine three times. - Üç kez motoru durdurdu.

Why are they stalling? - Onlar neden duruyorlar?

durulma
clarification
evlenip durulmak
marry and settle down
English - English

Definition of durulmak in English English dictionary

DUR
Durango, a state of Mexico
dur
Duration How long the spell lasts, usually expressed in turns (T)
dur
Drug utilization review (DUR) is a process which evaluates particular drugs for use by a specific member This process is conducted using specific edits-designed by the health plan and our Pharmacy and Therapeutics (P&T) committee-which are programmed into RxWEST claims processing computer Examples of DUR edits include: pregnancy, therapeutic duplication, and age precautions, dose range, drug interaction precautions, and gender compliance
dur
Drug utilization review
dur
Major; in the major mode; as, C dur, that is, C major
dur
Said of a wine which is too acidic
dur
a kingdom on the Va'andao sea, capital Baianch
dur
Drug Use/Utilization Reviews
dur
Durham 1: 43 hm Canada
dur
see- DRUG UTILIZATION REVIEW
Turkish - Turkish
Dinmek, sükûn bulmak
Uslanmak, sakinleşmek
Durma işi yapılmak: "Mor dağlara karargâhlar kurulur / Eteğinde bölük bölük durulur."- B. S. Erdoğan
Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak: "Kar ve fırtına durulmuş, hava birden açıvermişti."- H. Taner
Duru duruma gelmek
Durma işi yapılmak, kalınmak
Uslanmak, sakinleşmek: "Canı yanan kısrak acı bir kişneme salıverdikten sonra birdenbire duruldu."- H. Taner
durulma
Durulmak (I, II) durumu
English - Turkish

Definition of durulmak in English Turkish dictionary

dur
(Bilgisayar) süre

Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik. - He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.

Onlar buluşmaları süresince kayak yapmaya gittiler. - They went skiing during their date.