Definition of durdurmak in Turkish English dictionary
- stop
Tom certainly made no attempt to stop the fight.
- Tom döğüşü durdurmak için kesinlikle hiçbir girişimde bulunmadı.
The Japanese military forces seemed too strong to stop.
- Japon askeri güçleri durdurmak için çok güçlü görünüyordu.
- halt
- cease
- interrupt
- call off
- land
- keep back
- freeze
- do away with
- stand
- inactivate
- abolish
- shutdown
- plug
- choke
- supress
- (Dilbilim) chuck up
- conclude
- shut down
- waylay
- inhibit
- pause
- retain
- (Kanun) estop
- set up
- suspend
- paralyze
- shut
- call a halt to
- embar
- cushion
- (Ticaret) quit
- stall
- throw up
- stem the tide of
- abort , stop
- deactivate
- hold up
- collar
- block
- abort
- jam
- baulk
- to stop, bring to a stop
- call a halt
- choke back
- lock
- (at) pull-in
- choke off
- discontinue
- hold back
- jugulate
- choke down
- bring short
- give over
- intermit
- arrest
- shut off
- to stop, to cease, to quit, to arrest, to halt, to discontinue; to detain; to stem, to staunch
- check
- crimp
- intercept
- put a stop to
- drop
- break sth up
- pull up
- pack it in
- abandon
- {f} suppress
- draw up
- durdurmak durdur
- (Bilgisayar) stop
- durdurmak (araba
- v. V
- durdurmak (kanı)
- stanch
- dur
- {f} stand
The balance at the bank stands at two million yen.
- Bankadaki bakiye 2 milyon yende duruyor.
These two are standing abreast.
- Bu ikisi yan yana duruyor.
- durdurma
- {i} check
- çubuk sokarak durdurmak
- spoke
- durdurma
- {i} arrest
- dur
- (Bilgisayar) end
Once the complaining starts, it never ends.
- Bir defa şikayet etmeye başladığında asla durmaz.
He stood at the end of the line.
- Sıranın sonunda durdu.
- durdurma
- (Çevre) shutdown
- durdurma
- disconnected
- durdurma
- abortion
- durdurma
- (Bilgisayar) forced abort
- durdurma
- laying off
- durdurma
- (Ticaret) suspention
- durdurma
- cut out
- dur
- conk out
- dur
- {f} standing
I'm worn out, because I've been standing all day.
- Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.
These two are standing abreast.
- Bu ikisi yan yana duruyor.
- durdurma
- stop
We thought it impossible to stop him.
- Onu durdurmanın imkansız olduğunu düşündük.
She advised him to stop taking that medicine, but he felt he needed to.
- O ona o ilacı almayı durdurmasını tavsiye etti fakat o ihtiyacı olduğunu düşünüyordu.
- durdurma
- interception
- durdurma
- abeyance
- durdurma
- {i} intercepting
- durdurma
- to cease
- faaliyetini durdurmak
- shut down
- geri durdurmak
- Back stop
- Durdurma
- pause
- akılını durdurmak
- (for something) to make (someone) unable to think straight
- arabayı durdurmak
- gong
- aşamalı olarak durdurmak
- phase out
- bayrakla işaret vererek durdurmak
- flag down
- dur
- hold on
- dur
- stop
My house is close to a bus stop.
- Evim otobüs durağına yakın.
A car stopped at the entrance.
- Girişte bir araba durdu.
- dur
- halt
Halt! Stay right where you are or I'll shoot!
- Dur! Olduğun yerde kal, yoksa vururum!
The car dove into the field and, after bumping along for a time, came to a halt.
- Araba tarlaya daldı ve bir süre sarsıldıktan sonra durma noktasına geldi.
- dur
- hist
- dur
- hold it
- dur
- nix
- dur
- hold
Hold up, what do you think you're doing?
- Dur bakalım, Sen ne yaptığını düşünüyorsun?
I wonder how Tom is holding up.
- Acaba Tom'un durumu nasıl?
- dur
- whoa
- dur
- stall
He stalled the engine three times.
- Üç kez motoru durdurdu.
Why are they stalling?
- Onlar neden duruyorlar?
- durdurma
- tackle
- durdurma
- retention
- durdurma
- stop, shutoff, interception
- durdurma
- hold
- durdurma
- suppression
- durdurma
- (Hukuk) cessation
- durdurma
- suspension
- durdurma
- stoppage
- durdurma
- interruption
- durdurma
- stopping (something or someone)
- durdurma
- shutoff
- durdurma
- holdup
- durdurma
- {i} stopping
How about stopping the car and taking a rest?
- Arabayı durdurmaya ve biraz dinlenmeye ne dersin?
The police were intent on stopping the criminal.
- Polis suçluyu durdurmaya niyetliydi.
- durdurma
- intercept
- gemiyi faça edip durdurmak
- lay to
- işi durdurmak
- shut down
- kalabalığı durdurmak için kurulan barikat
- crush barrier
- kanı durdurmak için sarılan sargı
- tourniquet
- titremesini durdurmak
- steady
- yayını durdurmak
- sign off
- ödemeyi durdurmak
- stop payment