The brain damage was congenital.
- Beyin hasarı doğuştandı.
Tom is a natural-born teacher.
- Tom bir doğuştan öğremen.
Cats are natural-born hunters.
- Kediler doğuştan avcılardır.
Generosity is innate in some people.
- Cömertlik bazı kişilerde doğuştandır.
Even small children have an innate sense of what's fair and what's not.
- Küçük çocukların bile neyin adil olduğu ve neyin olmadığı konusunda doğuştan gelen bir duyusu vardır.
He has a naturally good memory.
- O doğuştan iyi bir hafızasıya sahip.
Do native Japanese speakers think that English is hard to learn?
- Doğuştan Japonca bilen biri, İngilizcenin öğrenmek için zor olduğunu düşünür mü?
He is a native English speaker.
- O, doğuştan İngilizce konuşan biridir.
He is French by birth, but he is now a citizen of the USA.
- Doğuştan Fransızdır ama o şimdi bir ABD vatandaşı.
She is an American by birth.
- O, doğuştan bir Amerikalıdır.
Tom is a born leader.
- Tom doğuştan liderdir.
Tom was not born blind.
- Tom doğuştan kör değildi.
He has natural gifts.
- Onun doğuştan yetenekleri var.