dileyerek

listen to the pronunciation of dileyerek
Turkish - English
wishing

She sat next to him wishing she were somewhere else. - O, başka bir yerde olmayı dileyerek onun yanına oturdu

I named my daughter Nairu wishing her long life. - Ona uzun bir ömür dileyerek kızıma Nairu ismini verdim.

a specific feeling of desire; "he got his wish"; "he was above all wishing and desire"
from Wish, v
present participle of wish
{i} desire, ambition, yearning
dile
{f} wish

It's an American tradition to make a wish on your birthday. - Doğum gününde dilek tutmak bir Amerikan geleneğidir.

She wished she had been born twenty years earlier. - O, yirmi yıl önce doğmuş olmayı diledi.

dile
{f} wished

She wished she had been born twenty years earlier. - O, yirmi yıl önce doğmuş olmayı diledi.

I wish I were what I was when I wished I were what I am. - Keşke olduğum gibi olmayı dilediğim zaman olduğum gibi olsam.

dile
invoke
dile
{f} wishing

I never see a library without wishing I had time to go there and stay till I had read everything in it. - Bir kütüphane görünce, gidip içindeki her şeyi okuyana kadar orada kalmayı dilemediğim olmamıştır.

She sat next to him wishing she were somewhere else. - O, başka bir yerde olmayı dileyerek onun yanına oturdu

dile
verbalized
dile
beg

I am no better than a beggar. - Bir dilenciden daha iyi değilim.

I must beg your pardon. - Ben sizden özür dilemeliyim.

dile
articulates
özür dileyerek
apologetically
Turkish - Turkish

Definition of dileyerek in Turkish Turkish dictionary

DİLE
(Osmanlı Dönemi) Gönül sahibi
DİLE
(Osmanlı Dönemi) f. Dil, gönül, kalb yürek